İlişkilerde güvensizlik nasıl oluşur, güven nasıl yeniden kurulur?
İlişkilerde güvensizlik geçmiş deneyimler, bağlanma kaygısı ve iletişim sorunlarıyla artabilir; güveni onarmak tutarlılık, sınır ve zaman gerektirir.
Bilge Türk | İyi Psikolog
ANKARA, TÜRKİYE — Güvensizlik; kişinin partnerinin sözlerinden, niyetlerinden veya bağlılığından kuşku duymasına yol açabilirken, kontrol etme, sürekli güvence isteme ya da yakınlıktan kaçınma gibi farklı davranışlarla ortaya çıkabiliyor.
Güvensizlik her zaman temelsiz değildir. Tutulmayan sözler, sadakatsizlik, yalan, küçümseme veya sınır ihlalleri kişinin ilişkiyi sorgulamasına neden olabilir. Ancak geçmiş deneyimlerden kaynaklanan korkular da ortada somut bir tehdit bulunmadığında yoğun kuşku yaratabilir. Bu nedenle güven sorunlarını değerlendirirken hem mevcut davranışlara hem de kişinin ilişki geçmişine bakmak gerekiyor.
Güven, körü körüne inanmak değildir
Amerikan Psikoloji Birliği, kişilerarası güveni bir kişinin karşısındakinin güvenilirliğine ve söylediklerini yerine getireceğine dair duyduğu inanç olarak tanımlıyor. Bu açıdan güven, hiçbir ihtimali sorgulamadan inanmak değil; davranışların zaman içindeki tutarlılığına dayanarak makul bir risk alabilmektir.
Dr. Psk. Meral Aydın da güvenin yalnızca bir duygu olmadığını; verilen sözlerin tutulması, sadakat, sorumlulukların yerine getirilmesi ve empatik anlayışla beslendiğini belirtiyor. Kötü sözler, ağır hakaretler, sürekli küçümseme ve gizlilik ise sadakatsizlik bulunmasa bile ilişkinin güven zeminini aşındırabiliyor.
Bir ilişkinin başlaması için tarafların birbirlerine yaklaşabilecek kadar güven hissetmesi, sürdürülebilmesi içinse bu güvenin davranışlarla desteklenmesi gerekiyor. Başlangıçta verilen güçlü sözler, daha sonra tutarlı davranışlara dönüşmüyorsa güven duygusu kalıcı olmayabiliyor.
Erikson’un kuramı ile bağlanma stilleri aynı şey değil
Ham metinde Erik Erikson’un “temel güvene karşı güvensizlik” çatışması ergenlik dönemiyle ilişkilendiriliyor. Ancak Erikson’un psikososyal gelişim kuramında bu evre yaşamın ilk yılında yer alıyor. Ergenlik döneminin temel gelişim çatışması ise “kimliğe karşı rol karmaşası” olarak tanımlanıyor.
Bebeklikte ihtiyaçların tutarlı biçimde karşılanması, dünyanın daha güvenli ve öngörülebilir algılanmasına katkıda bulunabilir. Bununla birlikte yetişkinlikteki ilişki biçimleri yalnızca erken çocuklukla açıklanamaz. Sonraki ilişkiler, travmatik deneyimler, aldatılma, aile ortamı ve öğrenilen iletişim alışkanlıkları da güven algısını etkileyebilir.
Yetişkin bağlanması günümüzde çoğunlukla kaygı ve kaçınma boyutları üzerinden ele alınıyor. Bağlanma kaygısı yüksek kişiler terk edilme veya reddedilme konusunda yoğun endişe yaşayabilir. Bağlanmadan kaçınma eğilimi yüksek kişiler ise yakınlığı tehdit edici bulabilir ve ihtiyaçlarını paylaşmaktan uzak durabilir. Bunlar değişmez kişilik etiketleri veya tek başına psikiyatrik tanılar değildir.
Güvensizlik ilişkide nasıl ortaya çıkar?
Güvensizlik yaşayan kişi sürekli güvence isteyebilir, partnerinin sözlerinde gizli anlamlar arayabilir veya küçük gecikmeleri reddedilme işareti olarak yorumlayabilir. Telefon kontrolü, tekrar tekrar nerede olduğunu sorma, sosyal ilişkileri sınırlamaya çalışma ve sadakat testleri uygulama da görülebilir.
Bazı kişiler ise güvensizliklerini yakınlık kurmaktan kaçınarak yönetir. Sorunları konuşmamak, duyguları saklamak veya ilişki ciddileştiğinde uzaklaşmak bu davranışlara örnek olabilir. Araştırmalar, kaygılı bağlanmanın daha fazla güvence aramayla; kaçınmacı eğilimlerin ise desteği daha olumsuz yorumlama ve yakınlıktan uzaklaşmayla ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Kişinin ortada sorun bulunduğunu kabul etmek istememesi de her zaman güvenli hissettiği anlamına gelmez. Bazen ayrılık, yüzleşme veya yalnız kalma korkusu nedeniyle kuşkular görmezden gelinebilir. Böyle durumlarda “aşırı güven” gibi görünen tutum, zorlayıcı bir gerçekle karşılaşmaktan kaçınma yöntemi olabilir.
Kıskançlık ne zaman alarm işaretine dönüşür?
Kıskançlık, gerçek ya da algılanan bir ilişki tehdidine verilen karmaşık bir tepki olabilir. Ancak sürekli suçlama, takip etme, telefon ve mesajları denetleme, giyim veya arkadaşlıkları sınırlama ve kişiyi sosyal çevresinden uzaklaştırma güven oluşturmaz.
Özellikle elektronik partner gözetimi ve sosyal medya kıskançlığının zaman içinde daha düşük ilişki doyumuyla bağlantılı olabileceğini gösteren çalışmalar bulunuyor. Kıskançlığı sevginin kanıtı olarak sunmak, sınır ihlallerini normalleştirebilir. Tehdit, baskı veya şiddet içeren davranışlar yalnızca “güven sorunu” olarak değerlendirilmemeli; kişinin güvenliği öncelikli tutulmalıdır.
Sarsılan güven nasıl yeniden kurulabilir?
Güveni onarmak tek bir özürle tamamlanan bir süreç değildir. Öncelikle güveni bozan davranışın açık biçimde konuşulması, sorumluluğun üstlenilmesi ve zararın küçümsenmemesi gerekir. Ardından taraflar beklentilerini ve kabul edemeyecekleri davranışları somut şekilde belirlemelidir.
Güvenin yeniden kurulmasını destekleyen adımlar şunlardır:
- Gerçeği çarpıtmadan ve savunmaya geçmeden dinlemek
- Tutulabilecek sözler vermek ve bu sözleri yerine getirmek
- Şeffaflık ile özel alan arasındaki sınırı birlikte belirlemek
- Hakaret, aşağılama ve tehdit içermeyen bir iletişim kurmak
- Değişimi yalnızca sözlerle değil, tekrarlanan davranışlarla göstermek
- Güvenin yeniden oluşması için gereken zamana saygı göstermek
Güveni sarsılan kişinin hemen inanması veya ilişkiye eskisi gibi devam etmesi beklenmemelidir. Güven talep edilerek değil, öngörülebilir ve sorumlu davranışlarla yeniden kazanılır.
Affetmek, ilişkiye devam etmek zorunda olmak değildir
Affetmek; yaşanan zararı unutmak, davranışı haklı görmek veya mutlaka barışmak anlamına gelmez. Amerikan Psikoloji Birliği, affetmeyi kişinin kırgınlığın yaşamını yönetmesine izin vermemesiyle ilgili gönüllü bir süreç olarak tanımlıyor ve bunun uzlaşmayla aynı olmadığını vurguluyor.
Güvensizlik günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyor, tartışmalar sürekli aynı döngüye giriyor veya kıskançlık kontrol davranışlarına dönüşüyorsa bireysel psikoterapi ya da çift terapisi düşünülebilir. Terapi, tarafları barıştırmaya zorlamak yerine güvenin neden zedelendiğini, ilişkinin güvenli olup olmadığını ve sağlıklı sınırların nasıl kurulabileceğini değerlendirmeye yardımcı olabilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel psikolojik değerlendirme yerine geçmez.
İyiPsikolog.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)