Çocuklarda telefon bağımlılığı: Yasak yerine ortak kurallar öneriliyor
Uzmanlar, çocukların telefon kullanımında süre kadar işlevselliğin izlenmesini ve yasak yerine ailece belirlenen ortak kurallar uygulanmasını öneriyor.
Bilge Türk | İyi Psikolog
İSTANBUL, TÜRKİYE — Çocukların telefon kullanımını yalnızca süre üzerinden değerlendirmek yeterli değil; uzmanlar okul başarısı, uyku, aile ilişkileri ve sosyal yaşam etkileniyorsa ailelerin ortak kurallarla harekete geçmesini öneriyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Psikoloğu Eda Yavaş Togaer, 18 yaşından küçükler için “bağımlılık” yerine “sorunlu kullanım” ifadesini tercih ettiklerini belirterek asıl ölçütün telefonun çocuğun günlük işlevselliğini ne ölçüde etkilediği olduğunu söyledi.
Önce ebeveynlerin kendi alışkanlıklarına bakması gerekiyor
Çocukların dijital araçlarla ilişkisi çoğu zaman aile ortamında başlıyor. Telefon, küçük yaştaki bir çocuğun yemek yemesini kolaylaştırmak, sakinleşmesini sağlamak veya ebeveyne zaman kazandırmak amacıyla kullanılabiliyor. Bu yaklaşım sık tekrarlandığında çocuk, can sıkıntısı ve huzursuzluk gibi duygularla başa çıkmak için ekrana yönelmeyi öğrenebiliyor.
Togaer’e göre ebeveynlerin çocuklarından bekledikleri davranışı önce kendilerinin göstermesi gerekiyor. Yemek sırasında, aile sohbetlerinde veya çocuk bir şey anlatırken sürekli telefona bakılması, belirlenen kuralların inandırıcılığını azaltabiliyor.
Ebeveynlerin telefonlarını bırakarak yüz yüze iletişime zaman ayırması, çocuk açısından somut bir örnek oluşturuyor. Bu nedenle telefon kullanımına ilişkin kuralların yalnızca çocukları değil, evdeki yetişkinleri de kapsaması önem taşıyor.
Yoğun kullanım her zaman bağımlılık anlamına gelmiyor
Çocuklar ve ergenler telefonları arkadaşlarıyla iletişim kurmak, ders çalışmak, oyun oynamak, video izlemek ve dünyadaki gelişmeleri takip etmek için kullanıyor. Bu nedenle yalnızca ekranda geçirilen sürenin uzun olması, tek başına bir bağımlılık göstergesi sayılmıyor.
Değerlendirmede telefonun hangi amaçla kullanıldığı, çocuğun yaşına uygun içeriklere ulaşıp ulaşmadığı ve kullanımın günlük yaşama etkileri birlikte ele alınmalı. Okul başarısının düşmesi, uykunun bozulması, sorumlulukların ertelenmesi, aile içi çatışmaların artması ve yüz yüze ilişkilerden uzaklaşma sorunlu kullanıma işaret edebiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisinin 2022 araştırmasında, ergenlerin yüzde 11’inde sorunlu sosyal medya kullanımına ilişkin belirtiler görüldü. Ancak bu oran, telefon kullanan her çocuğun sorun yaşayacağı anlamına gelmiyor. Önemli olan kontrolün kaybedilmesi ve dijital kullanımın yaşamın diğer alanlarının önüne geçmesi.
Telefonun hangi ihtiyacı karşıladığı anlaşılmalı
Bir çocuk kendisini arkadaşlarının yanında rahat hissetmediğinde, yüz yüze iletişim kurmakta zorlandığında veya aile ortamında yeterince anlaşılmadığını düşündüğünde telefona daha fazla yönelebiliyor. Telefon bazı çocuklar için eğlence aracıyken bazıları için yalnızlıktan, kaygıdan veya çatışmadan uzaklaşmanın yolu olabiliyor.
Bu nedenle ailelerin yalnızca “Ne kadar kullandın?” sorusuna odaklanmaması gerekiyor. Çocuğun telefonda ne yaptığı, kimlerle iletişim kurduğu ve kullanım sonrasında nasıl hissettiği de değerlendirilmeli.
Telefon elinden alındığında yoğun öfke yaşayan, kullanım süresini gizleyen, gece uykusundan vazgeçen veya eskiden keyif aldığı etkinlikleri bırakan çocukların daha yakından izlenmesi öneriliyor. Bu davranışların altında sosyal kaygı, özgüven güçlüğü, aile içi sorunlar veya farklı bir ruhsal ihtiyaç bulunabilir.
Tam yasak yerine ortak ve uygulanabilir kurallar
Telefonun hiçbir açıklama yapılmadan tamamen yasaklanması, özellikle ergenlerde çatışmayı artırabiliyor. Togaer, kuralların çocukla karşılıklı konuşularak belirlenmesini ve aşırı kullanımın olası zararlarının açık bir dille anlatılmasını öneriyor.
Kuralların anlaşılır, ölçülebilir ve bütün aile tarafından uygulanabilir olması gerekiyor. Ders ve sorumluluklar tamamlandıktan sonra belirli bir kullanım süresi tanınması, yemek masasında telefon bulundurulmaması ve uyku saatinden önce cihazların ortak bir alana bırakılması uygulanabilecek düzenlemeler arasında yer alıyor.
Sınırlar belirlenirken yalnızca süre değil, içerik de dikkate alınmalı. Eğitsel bir çalışma, arkadaşlarla iletişim ve aralıksız video izleme aynı kullanım biçimleri olarak değerlendirilmemeli. Yaşa uygun ebeveyn denetimleri kullanılabilir; ancak bu denetimler gizli gözetim biçimine dönüşmeden çocuğa açıklanmalı.
Ergenlerle sınır belirlerken empati önem taşıyor
Ergenlik döneminde arkadaşlarla iletişim kurmak, bir gruba ait hissetmek ve bağımsızlık kazanmak daha önemli hâle geliyor. Telefonun sosyal yaşamın merkezinde bulunması nedeniyle katı yasaklar ergen tarafından dışlanma veya kontrol edilme olarak algılanabiliyor.
Ebeveynlerin önce ergenin ihtiyaçlarını dinlemesi, ardından evin kurallarını gerekçeleriyle açıklaması daha sağlıklı bir iletişim kurulmasını sağlayabilir. Ortaklaşa belirlenen sınırlar, tek taraflı talimatlara göre daha kolay benimsenebiliyor.
Bununla birlikte empati kurmak, sınırsız kullanım anlamına gelmiyor. Çocuğun güvenliği, uyku düzeni, eğitimi ve ruh sağlığı için gerekli sınırlar korunmalı. Yaş ilerledikçe sorumluluklarını yerine getiren çocuğa daha fazla dijital bağımsızlık tanınabilir.
Aile medya planı bütün ev halkını kapsamalı
Uzmanlar, her ailenin günlük düzenine ve değerlerine uygun bir medya planı oluşturabileceğini belirtiyor. Bu planda telefonsuz zamanlar, cihazların gece bırakılacağı yer, kullanılabilecek uygulamalar ve kurallara uyulmadığında izlenecek yol açıkça belirlenebilir.
Plan hazırlanırken ders, uyku, fiziksel hareket, açık hava etkinlikleri, kitap okuma ve ailece geçirilen zaman korunmalı. Kurallar çocuğun yaşına ve ihtiyaçlarına göre düzenli olarak gözden geçirilmeli; yetişkinler de belirlenen telefonsuz zamanlara uymalı.
Telefon kullanımı çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyor, aile tarafından konulan sınırlara rağmen kontrol edilemiyor veya kaygı, içe kapanma ve okul başarısında düşüş gibi belirtilerle birlikte görülüyorsa çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alınması öneriliyor.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; tanı veya kişisel tedavi önerisi yerine geçmez.
İyiPsikolog.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)