Uykusuzluk ile erken başlangıçlı kanserler arasında dikkat çeken ilişki

ASCO 2026’da sunulan araştırmalar, 50 yaş altındaki kişilerde uykusuzluk ile meme, rahim, yumurtalık ve kolorektal kanser arasında ilişki saptadı.

Jul 21, 2026 - 18:09
0
Uykusuzluk ile erken başlangıçlı kanserler arasında dikkat çeken ilişki

Bilge Türk | İyi Psikolog
İSTANBUL, TÜRKİYE — ASCO 2026’da sunulan iki geniş retrospektif analiz, 18-50 yaş aralığında primer uykusuzluk tanısı alan kişilerde bazı erken başlangıçlı kanserlerin daha sık görüldüğünü ortaya koydu.

Bulgular, uykusuzluğun kansere doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor. Ancak araştırmacılar, uyku bozukluklarının erken başlangıçlı kanser riskini değerlendirirken incelenmesi gereken ve değiştirilebilir olabilecek bir etken olduğunu belirtiyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari de düzenli ve kaliteli uykunun beyin, bağışıklık sistemi ve genel sağlık açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

ASCO verileri ne gösteriyor?

Amerikan Klinik Onkoloji Derneğinin 2026 yıllık toplantısında sunulan çalışmalar, ABD’de 70’ten fazla sağlık kuruluşunun kimliksizleştirilmiş elektronik sağlık kayıtlarını kullandı. Araştırmacılar, primer uykusuzluk tanısı bulunan 413 bin 116 kişi ile aynı yaş grubunda uykusuzluk tanısı bulunmayan 18 milyon 437 bin 709 kişinin verilerini karşılaştırdı.

Bir ila beş yıllık takipte primer uykusuzluk tanısı alanlarda erken başlangıçlı meme kanseri için göreli risk 3,16; rahim kanseri için 1,99; yumurtalık kanseri için 1,57 olarak hesaplandı. Ayrı bir analizde erken başlangıçlı kolorektal kanser için göreli risk 1,85 bulundu.

Bu oranlar, kişilerin mutlak kanser olasılığını göstermiyor. Araştırmacılar demografik ve klinik değişkenleri dengelemek amacıyla eşleştirme yöntemleri kullansa da çalışmalar gözlemsel nitelikteydi ve sonuçlar nedensellik kanıtı oluşturmuyor.

İlişki, uykusuzluğun kansere neden olduğu anlamına gelmiyor

Elektronik sağlık kayıtlarına dayalı araştırmalar geniş örneklem sağlamasına rağmen uyku süresi, vardiyalı çalışma, beslenme, fiziksel aktivite, obezite, alkol ve tütün kullanımı gibi bütün değişkenleri eksiksiz ölçemeyebilir. Ayrıca henüz belirti vermeyen bir hastalığın uyku düzenini bozması gibi ters yönlü bir ilişki de tamamen dışlanamaz.

Bu nedenle bulgular, “uykusuzluk kansere yol açar” şeklinde yorumlanmamalı. Dünya Sağlık Örgütüne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, sirkadiyen ritmi bozan gece vardiyasını “insanlar için muhtemelen kanserojen” olarak sınıflandırıyor. Ancak kurum, insanlardaki kanıtların sınırlı olduğunu ve olası mekanizmaların araştırılmaya devam ettiğini belirtiyor.

Dünya genelindeki erken başlangıçlı kanser yükü ise yükseliyor. Küresel Hastalık Yükü verilerine dayanan bir araştırmaya göre 50 yaş altındaki kanser vakalarının sayısı 1990-2019 döneminde yüzde 79,1, bu gruptaki kanser ölümlerinin sayısı ise yüzde 27,7 arttı.

Genetik yatkınlık, obezite, beslenme, hareketsizlik, çevresel maruziyetler ve tarama uygulamalarındaki değişimler de erken başlangıçlı kanserlerdeki artışın olası açıklamaları arasında değerlendiriliyor.

Derin uyku ve beynin atık temizleme sistemi

Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, kaliteli uykunun yalnızca dinlenme anlamına gelmediğini belirterek uykunun hücresel onarım ve bağışıklık sistemiyle yakından ilişkili olduğunu söyledi.

“Bilimsel veriler, uykunun hücresel düzeyde çalışan doğal bir onarım sürecinin parçası olduğunu gösteriyor. Uyku sırasında beynin metabolik atıkları uzaklaştırma süreçleri destekleniyor ve bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağlanıyor.”

Beyindeki glimfatik yol ilk kez 2012’de hayvan deneyleriyle tanımlandı. Bunu izleyen 2013 tarihli bir fare çalışması, uyku ve anestezi sırasında hücreler arası boşluğun arttığını ve beta-amiloid dâhil bazı maddelerin uzaklaştırılmasının hızlandığını gösterdi.

Sonraki araştırmalar, özellikle yavaş dalgaların görüldüğü NREM uykusunun bu süreçte önemli olabileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte glimfatik sistemin insanlardaki işleyişi ve nörodejeneratif hastalıklarla bağlantısı hâlen araştırılıyor. Bu nedenle sistemin “yalnızca derin uykuda çalıştığı” şeklindeki kesin ifadeler mevcut bilimsel kanıtların ötesine geçiyor.

Uyku süresi kadar uyku bütünlüğü de önemli

Yetişkinler için genel öneri, düzenli biçimde gecede en az 7 saat uyumak. Birçok yetişkin için 7-9 saatlik uyku süresi uygun kabul ediliyor.

Ancak Heydari’ye göre yalnızca toplam süreye odaklanmak yeterli değil. Gece boyunca sık sık uyanmak; uyku apnesi, huzursuz bacak sendromu, ağrı, stres veya çevresel etkenler nedeniyle uyku bütünlüğünün bozulması, kişinin dinlenmiş uyanmasını engelleyebilir.

Melatonin salgısı kişinin biyolojik saatine göre akşam karanlığıyla yükseliyor ve sabaha doğru azalıyor. Parlak ışık ve özellikle kısa dalga boylu ekran ışığı bu ritmi baskılayabildiği için yatmadan önce ekran maruziyetinin azaltılması öneriliyor.

Melatoninin yalnızca “zifiri karanlıkta” salgılandığı veya herkes için aynı saatlerde en yüksek seviyeye ulaştığı yönündeki ifadeler ise bilimsel açıdan fazla kesin kabul ediliyor. Melatonin ritmi; kişinin biyolojik saatine, yaşına, ışık maruziyetine ve uyku düzenine göre değişebiliyor.

Uykusuzluk nasıl değerlendirilir?

Uyku bozukluklarının değerlendirilmesinde ilk adım ayrıntılı hasta öyküsü alınması ve uyku günlüğü tutulması. Horlama, uykuda nefes durması, sabah baş ağrısı, gündüz aşırı uyku hâli veya gece olağan dışı hareketler varsa hekim, polisomnografi olarak bilinen uyku testini isteyebilir.

Bu incelemede hastanın beyin dalgaları, solunumu, kandaki oksijen düzeyi, kalp ritmi ve kas hareketleri kaydedilir. Böylece uyku apnesi ve uykuyla bağlantılı bazı hareket bozuklukları değerlendirilebilir.

Kronik uykusuzlukta bilişsel davranışçı terapi, uluslararası kılavuzlarda ilk basamak tedavi olarak öneriliyor. Tedavi; uykuya ilişkin kaygıları azaltmayı, yatak ile uykusuzluk arasındaki olumsuz bağı kırmayı ve uyku-uyanıklık düzenini yeniden yapılandırmayı amaçlıyor.

İlaçlar veya melatonin içeren ürünler ise kişinin yaşı, hastalıkları, kullandığı diğer ilaçlar ve uykusuzluğun nedeni değerlendirilmeden kullanılmamalı.

Heydari, yaşam tarzı, stres veya olumsuz uyku alışkanlıklarından kaynaklanan sorunlarda doğru yaklaşımla belirgin iyileşme sağlanabileceğini; uyku apnesi, depresyon, tiroit hastalıkları veya kronik ağrı gibi altta yatan durumlarda ise öncelikle asıl nedenin tedavi edilmesi gerektiğini ifade etti.

Sağlıklı uyku için dört öneri

Heydari, uyku düzenini desteklemek için şu önerileri sıraladı:

  1. Düzenli ritim oluşturun: Hafta sonları dâhil mümkün olduğunca aynı saatlerde yatıp kalkın.
  2. Ekran kullanımını azaltın: Uykudan yaklaşık bir saat önce telefon, televizyon ve bilgisayar kullanımını bırakın veya belirgin biçimde sınırlandırın.
  3. Odayı karanlık, sessiz ve serin tutun: Rahat bir yatak odası ortamı oluşturun; cihaz ışıklarını ve dışarıdan gelen parlak ışığı azaltın.
  4. Kafeine sınır koyun: Kahve, enerji içeceği ve yoğun çay tüketimini özellikle öğleden sonra ve akşam saatlerinde sınırlayın.

Birkaç hafta boyunca devam eden, gündüz işlevlerini bozan veya nefes durması, yoğun horlama ve aşırı gündüz uykululuğuyla birlikte görülen uyku sorunlarında nöroloji, göğüs hastalıkları, psikiyatri ya da uyku tıbbı alanında çalışan bir hekime başvurulması öneriliyor.

İyiPsikolog.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Editör

Editör | İyiPsikolog.com, psikologlar ve ruh sağlığı uzmanlarının bilimsel görüşlerini; güncel psikoloji haberlerini, terapi yaklaşımlarını ve mental sağlık alanındaki gelişmeleri doğru, güvenilir ve etik habercilik anlayışıyla sunar. Uluslararası psikoloji ve sağlık haberciliği standartları doğrultusunda, bilimsel veriler ve uzman görüşleri analiz edilerek kamuoyuna aktarılır.

Yorumlar (0)

User