Doğum sonrası hüzün mü depresyon mu? Belirtilerin süresi belirliyor
Doğum sonrası hüzün çoğu kadında kısa sürede geçerken, belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi depresyon açısından uzman desteği gerektiriyor.
Bilge Türk | İyi Psikolog
ANKARA, TÜRKİYE — Doğum sonrası dönemde görülen hızlı duygu değişimleri çoğu zaman kısa süreli annelik hüznüyle ilişkiliyken, belirtilerin uzaması depresyon açısından uzman değerlendirmesi gerektiriyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Engin Emrem Beştepe, doğumdan sonra kadınların ruhsal durumunda hızlı değişimler yaşayabildiğini belirterek, bu sürecin yalnızca hormonlarla değil sosyal ve psikolojik faktörlerle de şekillendiğini söyledi.
Doğum sonrası ruh halini birçok faktör etkiliyor
Prof. Dr. Beştepe’ye göre doğumdan sonra kadınların psikolojisinde hızlı değişim yaşanmasının en temel nedenlerinden biri hormonlardaki ani dönüşüm.
Beştepe, progesteron ve östrojen gibi hormonların doğumdan sonra hızla düştüğünü, prolaktin ve oksitosin gibi hormonların ise öne çıktığını belirterek, bu süreci “bir hormon karmaşası” olarak tanımladı.
Ancak uzmanlara göre doğum sonrası ruh halini yalnızca biyolojik süreçler açıklamıyor. Sosyal çevre, aile desteği, annenin benlik saygısı, kendine olan inancı, bebeğe yaklaşımı ve “Bebeğime bakabilecek miyim?” düşüncesi de bu dönemi doğrudan etkileyebiliyor.
Annelik hüznü kısa süreli bir tablo
Doğumdan sonra ani duygu değişiklikleri birçok kadında görülebiliyor. Prof. Dr. Beştepe, bu durumun tam olarak normal kabul edilmediğini ancak “doğum sonrası hüznü” ya da “annelik hüznü” olarak adlandırılan kısa süreli bir tabloya işaret ettiğini belirtti.
Beştepe’ye göre kadınların yaklaşık yüzde 80’i gibi yüksek bir oranında, doğumun ilk beş gününde bu tablo yaşanabiliyor. Bu süreçte anne bir anda ağlayabilir, kısa süre sonra gülebilir, huzursuzluk, kaygı ve içsel dalgalanmalar yaşayabilir.
Kaygılar annelik hüznünü artırabiliyor
Doğum çoğu zaman mutlu bir olay olarak görülse de yeni anne için aynı zamanda yoğun bir endişe dönemi de olabiliyor. “Doğum sağlıklı geçti mi?”, “Bebeğim iyi mi?”, “Ona bakabilecek miyim?”, “Bebeğimle iyi bir bağ kurabilecek miyim?” gibi sorular annenin zihnini meşgul edebiliyor.
Bu dönemde huzursuzluk, ağlama, duyguların çok hızlı değişmesi ve hassasiyet görülebiliyor. Ancak annelik hüznünde belirtiler genellikle kısa sürüyor. Prof. Dr. Beştepe, bu belirtilerin çoğunlukla üç ila beş gün içinde kendiliğinden geçtiğini ifade etti.
İki haftadan uzun sürerse dikkat edilmeli
Doğum sonrası depresyon, annelik hüznünden daha uzun süren ve daha ağır ilerleyen bir tablo olarak öne çıkıyor. Ağlama, huzursuzluk, iç sıkıntısı, anksiyete nöbetleri ve bebeğe bakamama endişesi uzun süre devam ederse depresyon ihtimali değerlendirilmelidir.
Prof. Dr. Beştepe, belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi ve kişinin günlük işlevselliğini olumsuz etkilemesi halinde bunun depresyon olarak ele alınabileceğini söyledi.
Bu noktada annenin yalnızca üzgün olması değil; bebeğe bakım vermekte zorlanması, günlük yaşamını sürdürememesi, yoğun kaygı yaşaması ve ruhsal sıkıntının giderek artması da önemli işaretler arasında yer alıyor.
Doğum sonrası depresyon ciddi bir tablodur
Prof. Dr. Beştepe, doğum sonrası depresyon için ayrı bir tanım bulunmadığını, bu durumun majör depresyonun bir alt belirteci olarak ele alındığını belirtti. Klasik değerlendirmede ilk dört haftalık süreç öne çıksa da kadın doğum ve psikiyatri kliniklerinin ortak görüşüne göre tablo altı aya kadar uzayabiliyor.
Bu nedenle bebeğin doğumundan sonraki ilk altı ayda kadının yaşadığı ruhsal sıkıntılar klinik açıdan dikkatle ele alınmalıdır. Özellikle belirtiler uzuyor, şiddetleniyor ve annenin işlevselliğini bozuyorsa profesyonel destek geciktirilmemelidir.
En temel fark süre ve şiddet
Doğum sonrası hüzün ile doğum sonrası depresyon arasındaki en temel fark, belirtilerin süresi ve şiddetidir. Annelik hüznü kısa sürer, kadınların büyük çoğunluğunda görülür ve çoğu zaman sosyal destekle atlatılabilir.
Doğum sonrası depresyon ise daha şiddetli, daha uzun süreli ve günlük yaşamı etkileyen ciddi bir ruhsal sağlık sorunudur. Prof. Dr. Beştepe, bu tablonun tıbbi müdahale gerektirdiğini ve mutlaka bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
İyiPsikolog.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)