Çocuklarda astımı tetikleyen 7 yaz riski ve alınabilecek önlemler

Polen, klima, nem, mangal dumanı ve kapalı havuzlar çocuklarda astımı tetikleyebilir. Uzmanlar yaz boyunca tedavinin sürdürülmesini öneriyor.

Jul 18, 2026 - 13:55
0
Çocuklarda astımı tetikleyen 7 yaz riski ve alınabilecek önlemler

Bilge Türk | İyi Psikolog

İSTANBUL, TÜRKİYE — Polenler, yanlış klima kullanımı, yüksek nem, mangal dumanı ve kapalı havuzlar, özellikle alerjik bünyeli çocuklarda yaz aylarında astım belirtilerini ve atak riskini artırabiliyor.

Astım çoğunlukla sonbahar ve kış aylarında görülen bir hastalık olarak düşünülse de yaz mevsimindeki çevresel koşullar da çocuklar için önemli riskler taşıyor. Polen yoğunluğu, ani sıcaklık değişimleri, küf, egzoz dumanı, yoğun fiziksel aktivite ve bazı enfeksiyonlar astımın kontrolünü zorlaştırabiliyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, ailelerin yaz aylarında da çevresel tetikleyicilere karşı önlem almaları ve doktor tarafından düzenlenen tedaviyi aksatmamaları gerektiğini belirtti.

Yaz aylarında astım tedavisine ara verilmemeli

Çocuklarda astım belirtilerinin azalması, hastalığın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Dr. Bari, doktor tavsiyesi olmadan koruyucu tedavinin kesilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Astımı kontrol eden tedaviye, doktor tavsiyesi olmadığı sürece ‘çocuğumun belirtileri geçti’ düşüncesiyle ara verilmemelidir.”

Yaz aylarında seyahate çıkılırken veya açık hava etkinliklerine katılırken çocuğun rahatlatıcı ilacı ile inhalerinin erişilebilir bir yerde bulundurulması gerekiyor. Çevresel tetikleyicilere karşı önlem alınması ve ilaçların düzenli kullanılması, astımlı çocukların yaz mevsimini daha rahat geçirmesine yardımcı olabiliyor.

1. Polenler solunum yollarını daraltabiliyor

Polenler, özellikle alerjik astımı olan çocuklarda en önemli tetikleyiciler arasında bulunuyor. Çayır ve çimen polenleri ilkbaharın sonu ile yaz başlangıcında, ağaç polenleri yazın ilk döneminde, yabani ot polenleri ise yaz sonu ile sonbaharda yoğunlaşabiliyor.

Solunum yoluyla bronşlara ulaşan polenler, alerjik mekanizmaları harekete geçirerek bronşlarda daralmaya, mukus üretiminin artmasına ve bronş duvarlarında şişmeye neden olabiliyor. Bu durum öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve hırıltılı solunum gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor.

Polenlerden korunmak için şu önlemler öneriliyor:

  • Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabahın erken saatlerinde pencereleri kapalı tutun.
  • Polen miktarının yoğun olduğu dönemlerde dışarıda geçirilen süreyi azaltın.
  • Dışarı çıkılması gerekiyorsa çocuğun ağız ve burnunu koruyan uygun bir maske kullanın.
  • Araçlarda polen filtresi, evlerde ise uygun hava temizleme cihazlarından yararlanın.
  • Özellikle yaz sonunda çimlerin çürüme döneminde çim biçmekten kaçının.

2. Yanlış klima kullanımı ve 3. yüksek nem

Klimalar doğru kullanıldığında ortamın nemini azaltabiliyor, dışarıdaki polenlerin içeriye girmesini sınırlayabiliyor ve daha konforlu bir uyku ortamı sağlayabiliyor. Ancak temizlenmeyen klima filtrelerinde toz, küf ve diğer alerjenler birikebiliyor.

Ortamın çok hızlı soğutulması, iç ve dış ortam arasındaki sıcaklık farkının artması veya çocuğun doğrudan soğuk hava akımına maruz kalması da astım belirtilerini tetikleyebiliyor.

Klima filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi ve oda sıcaklığının yaklaşık 22–24 °C seviyesinde tutulması öneriliyor. Soğuk hava akımının doğrudan çocuğun yüzüne veya göğüs bölgesine yöneltilmemesi de önem taşıyor.

Yaz aylarında artan nem oranı ise nefes almayı zorlaştırabiliyor. Yaşam alanlarındaki ideal nem oranının yüzde 40–50 arasında tutulması gerekiyor.

Nemi azaltmak için ev sabah ve akşam gibi daha serin saatlerde havalandırılabilir. Klimaların nem alma özelliğinden yararlanılabilir, banyo ve mutfaklarda oluşan nem aspiratör veya fan yardımıyla dışarı atılabilir. Yaşam alanlarında çamaşır kurutmaktan kaçınılması da öneriliyor.

4. Mangal dumanı, egzoz gazı ve küfler

Yaz aylarında gidilen piknik alanlarında mangal ve sigara dumanı, araçların oluşturduğu egzoz gazları ile güneş görmeyen nemli bölgelerdeki küf ve mantarlar astım atağını tetikleyebiliyor.

Astımlı çocukların mangalın yakıldığı veya yoğun duman oluşan bölgelerden uzak tutulması gerekiyor. Piknik için güneş alan, kuru ve hava akımının daha iyi olduğu alanların seçilmesi tavsiye ediliyor.

Koruyucu ve rahatlatıcı astım ilaçlarının piknik, kamp ve benzeri açık hava etkinliklerinde ailenin yanında bulunması önem taşıyor. Çocuğun sigara içilen ortamlardan da tamamen uzak tutulması gerekiyor.

5. Aşırı yoğun aktiviteler ve 6. enfeksiyonlar

Astımı kontrol altında olan çocukların spor yapmasında genellikle sakınca bulunmuyor. Düzenli fiziksel aktivite, çocukların büyüme ve gelişimini destekliyor. Ancak çok sıcak ve nemli havalarda yapılan aşırı yoğun egzersizler solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor.

Yoğun egzersiz sırasında burun yerine ağızdan nefes alınması, daha kuru, soğuk ve filtrelenmemiş havanın bronşlara ulaşmasına neden oluyor. Bu durum bronşlarda su kaybına, daralmaya ve inflamasyonun artmasına yol açabiliyor.

Spor ve oyun aktivitelerinin sabahın erken veya akşamın daha serin saatlerinde yapılması, aktivite öncesinde yeterli ısınma süresi ayrılması ve doktorun önerdiği ilaçların ihmal edilmemesi gerekiyor.

Yaz aylarında açık havada daha fazla zaman geçirilmesi bazı enfeksiyonların bulaşma riskini azaltsa da uçak, tren ve otobüs yolculukları ile kalabalık bekleme alanları çocukların virüs ve bakterilere maruz kalmasına neden olabiliyor.

Rinovirüs, COVID-19, parainfluenza ve bazı enterovirüsler gibi solunum yolu enfeksiyonları, hava yollarında ödem ve mukus üretimini artırarak astımın kötüleşmesine yol açabiliyor.

El hijyenine dikkat edilmesi, hasta kişilerle yakın temasın azaltılması ve kalabalık kapalı ortamlarda maske kullanılması öneriliyor. Çocuğun aşılarının doktor önerisine uygun şekilde tamamlanması ve astımı kontrol altında tutan ilaçların düzenli kullanılması da önem taşıyor.

7. Kapalı havuzlarda kloramin riski

Kapalı havuzlar astımlı çocuklar için tamamen yasak kabul edilmese de havuzun havalandırması ve su kalitesi önem taşıyor.

Havuz suyunda kullanılan klor; ter, idrar ve diğer organik maddelerle birleştiğinde kloramin adı verilen uçucu bileşikler oluşturabiliyor. Özellikle trikloramin, havuz yüzeyine yakın havada birikerek astımlı veya alerjik çocukların bronşlarında hassasiyet ve daralmaya neden olabiliyor.

Havuzda hissedilen yoğun “klor kokusu”, her zaman klor miktarının fazla olduğunu göstermiyor. Bu koku, havadaki kloramin düzeyinin yükselmiş olabileceğine işaret edebiliyor.

Astımlı çocuklar için havalandırması yeterli, çok kalabalık olmayan ve ağır kimyasal kokunun hissedilmediği havuzların tercih edilmesi öneriliyor. Çocuğun havuza girdikten sonra öksürük, hırıltı veya nefes almakta zorlanma gibi belirtiler göstermesi halinde aktiviteye devam edilmemesi gerekiyor.

Dr. Bari, düzenli doktor kontrolü, tedaviye uyum ve çevresel risklere karşı alınacak önlemler sayesinde astımlı çocukların da sağlıklı ve hareketli bir yaz geçirebileceklerini belirtiyor.

İyiPsikolog.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Editör

Editör | İyiPsikolog.com, psikologlar ve ruh sağlığı uzmanlarının bilimsel görüşlerini; güncel psikoloji haberlerini, terapi yaklaşımlarını ve mental sağlık alanındaki gelişmeleri doğru, güvenilir ve etik habercilik anlayışıyla sunar. Uluslararası psikoloji ve sağlık haberciliği standartları doğrultusunda, bilimsel veriler ve uzman görüşleri analiz edilerek kamuoyuna aktarılır.

Yorumlar (0)

User