İstifçilik alışkanlığı psikolojik soruna işaret edebilir
Uzmanlara göre “bir gün lazım olur” düşüncesiyle eşyaları atamamak, bazı kişilerde kaygı, travma ve yalnızlaşmayla ilişkili olabilir.
Bilge Türk | İyi Psikolog
KOCAELİ, TÜRKİYE — Evlerde biriken eski eşyalar, atılamayan kıyafetler ve daralan yaşam alanları, bazı durumlarda yalnızca dağınıklık değil, psikolojik bir sorunun işareti olabilir.
İhlas Haber Ajansı’na konuşan Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, “bir gün lazım olur” düşüncesiyle başlayan biriktirme davranışının zamanla kişinin yaşam alanını, sosyal ilişkilerini ve günlük işlevselliğini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Çelik’e göre bu tablo; kaygı, travma, yalnızlaşma ve takıntılı davranışlarla birlikte değerlendirilebiliyor.
Biriktirme davranışı ne zaman sorun haline gelir?
Hemen herkes zaman zaman bazı eşyalarını saklama eğilimi gösterebilir. Eski fotoğraflar, anı değeri taşıyan nesneler, kullanılabilecek küçük ev eşyaları ya da kıyafetler birçok kişi için duygusal anlam taşıyabilir. Ancak bu davranış, yaşam alanını daraltmaya, evin kullanımını zorlaştırmaya ve kişinin sosyal ilişkilerini etkilemeye başladığında daha dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor.
Uzmanlara göre istifçilik davranışı yalnızca “eşya biriktirme” meselesi değildir. Kişi, artık kullanmadığı ya da ihtiyaç duymadığı eşyaları elden çıkarmakta yoğun bir zorlanma yaşayabilir. Bu zorlanma, zamanla evin odalarının kullanılamaz hale gelmesine, temizlik ve hijyen sorunlarına, aile içi çatışmalara ve sosyal izolasyona yol açabilir.
“Bir gün lazım olur” düşüncesi belirleyici olabilir
Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, bu davranışın çoğu zaman masum görünen bir düşünceyle başladığını belirtti. “Bir gün lazım olur” ya da “Bunu atarsam pişman olurum” gibi düşünceler, kişiyi eşyadan ayrılmaktan alıkoyabiliyor.
Çelik’e göre bu noktada önemli olan, kişinin eşyayla kurduğu bağın yaşamını ne kadar etkilediğidir. Eşyaları atamamak, yalnızca tercih veya alışkanlık düzeyinde kalıyorsa ciddi bir sorun oluşturmayabilir. Ancak kişi bunun yanlış olduğunu bildiği halde davranışı durduramıyor, ev düzeni bozuluyor ve ilişkiler zarar görüyorsa psikolojik destek ihtiyacı gündeme gelebilir.
Yalnızlaşma ve travma etkili olabilir
Çelik, istifçilik davranışının altta yatan duygusal süreçlerle ilişkili olabileceğini ifade etti. Özellikle yalnızlaşma, geçmiş travmalar, kaygı bozuklukları ve takıntılı düşünceler bu davranışın gelişiminde etkili olabilir.
Bazı kişiler için eşyalar güven duygusu sağlayabilir. Geçmişte kayıp, yoksunluk, ayrılık veya travmatik deneyimler yaşayan bireyler, nesnelere daha güçlü anlamlar yükleyebilir. Bu durumda eşya yalnızca maddi bir nesne olmaktan çıkar; güven, hatıra, kontrol veya kaybedilen bir döneme tutunma aracına dönüşebilir.
Bu nedenle istifçilik eğilimi değerlendirilirken kişinin yaşam öyküsü, duygusal ihtiyaçları ve sosyal çevresi de dikkate alınmalıdır.
Sosyal temas azaldıkça risk artabilir
Son yıllarda sosyal ilişkilerin zayıflaması, yalnız yaşama oranının artması ve bireylerin çevreleriyle daha az temas kurması da istifçilik eğilimini artırabilen faktörler arasında gösteriliyor.
Çelik, insan ilişkilerindeki azalmanın bu tabloyu tetikleyebileceğini belirtti. Sosyal temas azaldığında kişi ev içindeki nesnelerle daha yoğun bir bağ kurabilir. Zamanla eşyalar, insan ilişkilerinin yerini alan bir güven alanına dönüşebilir.
Bu süreç hafif depresif belirtilerle başlayabileceği gibi, daha ağır obsesif-kompulsif özelliklerin eşlik ettiği bir tabloya da dönüşebilir. Bu yüzden kişinin yalnızlaşması, keyif aldığı etkinliklerden uzaklaşması ve yaşam alanını ihmal etmeye başlaması önemli uyarı işaretleri arasında değerlendirilir.
Erken müdahale süreci kolaylaştırır
Uzmanlara göre istifçilik davranışında erken farkındalık büyük önem taşıyor. Sorun ilerlemeden yapılan müdahale, hem kişinin yaşam kalitesini korumasına hem de aile ve çevre ilişkilerinin daha az zarar görmesine yardımcı olabilir.
Çelik, aile ve yakın çevrenin bu süreçte belirleyici rol oynayabileceğini söyledi. Ancak kişiye baskı yapmak, eşyalarını zorla atmak veya onu suçlamak çoğu zaman sorunu daha da derinleştirebilir. Bunun yerine sakin, destekleyici ve yönlendirici bir yaklaşım daha faydalı olabilir.
Yakın çevrenin, kişinin günlük yaşamında belirgin bir bozulma gördüğünde onu bir ruh sağlığı uzmanına başvurmaya teşvik etmesi öneriliyor.
Küçük belirtiler göz ardı edilmemeli
İstifçilik eğilimi genellikle bir anda ortaya çıkmaz. Önce küçük biriktirmelerle başlayabilir, ardından kişinin yaşam alanı giderek daralabilir. Kullanılmayan eşyaların atılamaması, evin bazı bölümlerinin işlevini kaybetmesi, temizlikte zorlanma ve misafir kabul etmekten kaçınma erken işaretler arasında yer alabilir.
Çelik, sosyal izolasyon, uyku düzensizlikleri, keyif kaybı ve suçluluk duygusunun da dikkat edilmesi gereken belirtiler olduğunu ifade etti. Bu belirtiler kişinin ruhsal açıdan zorlandığını ve profesyonel desteğe ihtiyaç duyabileceğini gösterebilir.
İstifçilik davranışı, doğru destekle yönetilebilir bir süreçtir. Önemli olan, bunu yalnızca “dağınıklık” ya da “inat” olarak görmemek, kişinin yaşadığı duygusal yükü de dikkate almaktır.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)