İzmir’in Önde Gelen Psikologları: Uzmanlıkları ve Toplumsal Katkıları

İzmir’de öne çıkan psikologların klinik, çocuk-ergen, travma/EMDR ve aile terapisi alanlarındaki uzmanlıkları; akademik çalışmaları, medya bilgilendirmeleri ve deprem sonrası psikososyal destek projelerine katkıları.

08.09.2025 - 15:38
0
İzmir’in Önde Gelen Psikologları: Uzmanlıkları ve Toplumsal Katkıları

İzmir’in Önde Gelen Psikologları: Uzmanlıkları ve Toplumsal Katkıları

İYİ PSİKOLOG / İYİPSİKOLOG.COM

İzmir, Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olarak sağlık ve eğitim alanlarında birçok önemli isme ev sahipliği yapmaktadır. Bu durum psikoloji alanında da farklı değildir. Kentteki önde gelen psikologlar, çocuk gelişiminden klinik terapilere, travma çalışmalarından çift terapisine uzanan geniş yelpazede uzmanlıklarıyla tanınmakta; akademik araştırmaları, klinik faaliyetleri, medya aracılığıyla yaptıkları bilgilendirmeler ve toplum projelerine katkılarıyla hem mesleklerine hem de topluma değer katmaktadır. İzmir’de görev yapan bu uzmanlar, üniversitelerde yürüttükleri bilimsel çalışmalarla yeni kuşak psikologları yetiştirirken, diğer yandan kendi kliniklerinde danışanlarına destek olmakta ve gerektiğinde toplum yararına gönüllü faaliyetlerde bulunmaktadır. Bu analiz, İzmir’deki önemli psikologların kariyerlerini, uzmanlık alanlarını ve toplumsal katkılarını haber analizi formatında ele almaktadır.

Akademik Liderler ve Bilimsel Çalışmalar

İzmir’deki psikoloji camiasında üniversitelerin ayrı bir yeri vardır. Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü gibi köklü kurumlar, hem akademik araştırmalarıyla hem de yetiştirdikleri uzmanlarla tanınır. Örneğin, uzun yıllar Ege Üniversitesinde görev yapmış Prof. Dr. Haluk Arkar ve Prof. Dr. Oya Sorias, klinik psikoloji eğitiminde ülke çapında saygın isimlerdir. Lisansüstü programlarda öğrencilerin gerçek vakalarla terapi pratiği yapmasını sağlayan bu hocalar, deneyimlerini genç meslektaşlarına aktarmaktadır. Nitekim Ege Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programında yetişkin terapileri Prof. Dr. Haluk Arkar, çocuk ve ergen terapileri ise Prof. Dr. Oya Sorias ile Dr. Serap Tekinsav Sütçü’nün süpervizörlüğünde yürütülmektedir. Bu sayede İzmir, bilimsel temelli terapi uygulamalarının geliştiği bir merkez haline gelmiştir. Özellikle “Korku Avcısı” gibi çocukluk çağı anksiyete bozukluklarına yönelik yapılandırılmış bilişsel davranışçı terapi programlarının uygulanması, İzmir’deki akademisyenlerin öncülüğünde gerçekleşmektedir.

Akademik alanda klinik psikoloji kadar sosyal psikoloji çalışmalarıyla da öne çıkan isimler vardır. Prof. Dr. Melek Göregenli, Ege Üniversitesi’nde sosyal psikolog olarak uzun yıllar görev yapmış, toplumsal konulara duyarlılığı ve akademik üretkenliği ile tanınan bir isimdir. Göregenli, homofobi ve ayrımcılık üzerine yaptığı çalışmalarla bilinir; homofobinin bireysel bir korku değil, toplumsal bir tutum olduğunu vurguladığı sunumları ile insan hakları alanında farkındalık yaratmıştır.  Aynı zamanda çevre psikolojisi üzerine akademik yayınlar yapmış, Ege Üniversitesi yayınları arasından çıkan “Çevre Psikolojisi” kitabı gibi eserlerle literatüre katkıda bulunmuştur. İzmir’deki üniversitelerde görev yapan bu tür akademisyenler, yayınları ve araştırmalarıyla psikoloji bilimine katkı sunarken; kongreler, seminerler ve atölye çalışmalarıyla da meslektaşları ve öğrencileri için ufuk açıcı roller üstlenmektedir.

Klinik Uygulamalar ve Uzmanlık Alanlarında Öncüler

 İzmir, yalnızca akademik kadrolarıyla değil, aynı zamanda deneyimli klinik psikologlarıyla da öne çıkmaktadır. Bu uzmanların bir kısmı, hem teorik bilgiyi hem de uzun yıllara dayanan saha deneyimini bir araya getirerek danışanlarına destek olmaktadır. Örneğin, Yrd. Doç. Dr. Hatice Topçu Ersoy, 2002 yılından bu yana Alsancak’ta kurucusu olduğu Psikoaktif Terapi Merkezi’nde bireysel ve aile terapisi alanında hizmet vermektedir. Kendisinin uzmanlık alanları arasında çift ve evlilik terapisi, aile danışmanlığı ve çeşitli psikoterapi ekolleri bulunur. Akademik kariyeri boyunca Ege Üniversitesinde psikoloji lisans ve doktora eğitimini tamamlayan Ersoy, gelişim psikolojisi, çocuk ruh sağlığı ve aile eğitimi gibi dersler vererek öğretim üyeliği yapmıştır. Psikoterapi, aile terapisi, çocuklarla görüşme teknikleri, oyun terapisi ve travma çalışmaları gibi pek çok konuda uluslararası sertifikalı eğitimler alan Hatice Topçu Ersoy, bu birikimini meslektaşlarına aktarmak üzere yüzlerce seminer düzenlemiş ve farklı illerden uzmanlara eğitimler vermiştir. Mesleki örgütlenmede de aktif olan Ersoy, Psikiyatri Psikoloji ve Aile Terapisi Derneği (PSİAD) kurucu başkanı olup, Uluslararası Aile Terapisi Derneği (IFTA) ve Türk Psikologlar Derneği (TPD) üyesidir. Tüm bu çalışmalarının yanı sıra Dr. Hatice Topçu Ersoy, bilimsel bilgisini toplumla da paylaşarak 2025 yılında “Narsisistik İletişim: Yaşamınızdaki Benmerkezci Kişiler İçin İletişim Yolları” adlı bir kitap kaleme almıştır. Bu eser, hem akademik birikiminin bir yansıması hem de geniş okur kitlesine yönelik bir rehber niteliğindedir.

Bir diğer deneyimli isim olan Dr. Murat Sarısoy, İzmir’de yaklaşık 30 yıldır klinik psikolog olarak danışan kabul eden ve geniş bir kesim tarafından tanınan bir uzmandır. 1995 yılında Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra klinik psikoloji alanında uzmanlaşan Sarısoy, 1990’lardan beri binlerce birey, çift ve aileyle terapi gerçekleştirmiştir. Aile-çift danışmanlığı, çocuk ve ergen terapisi, bireysel terapi, EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma) terapisi gibi birçok alanda çalışmaları bulunan Murat Sarısoy, tecrübesiyle İzmir’de psikoterapi denince akla gelen ilk isimler arasındadır. Kendi kurduğu Gökyüzü Psikoterapi Enstitüsü bünyesinde bir ekip yöneterek hizmet veren Sarısoy, mesleki etik ve güvenirliği ön planda tutmasıyla danışanlarının takdirini kazanmıştır. Bir uzman psikolog ve aynı zamanda “Dr. Psikolog” unvanına sahip olması (alanında doktora derecesi bulunması) nedeniyle, uzun soluklu akademik eğitimin getirdiği donanımı pratikle birleştirmektedir.  Dr. Sarısoy, medyada da İzmir’i temsil eden psikologlardan biridir; geçmişte ulusal televizyon kanallarından ATV’nin ana haber bültenine konuk olarak “kötü anıları silmek” gibi konularda uzman görüşü aktarmış, böylece geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Hem klinik başarısı hem de halkı bilinçlendirme çabaları ile Sarısoy, İzmir’in psikoloji alanındaki itibarlı simalarından biri olmayı sürdürmektedir.

İzmir’deki klinik psikoloji pratiği, deneyimli isimlerin yanı sıra yeni nesil uzmanlar ile de zenginleşmektedir. Uzm. Kl. Psk. Bayram Şimşek, bu kuşağın dikkat çeken örneklerinden biridir. 2008’de Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden lisans, ardından Dokuz Eylül Üniversitesi’nde aile danışmanlığı yüksek lisansı ve İstanbul’da klinik psikoloji alanında mastır eğitimini tamamlayan Şimşek, 2007’den bu yana aktif olarak danışan görmektedir. Özellikle genç ve yetişkin bireylerin psikolojik sorunları üzerine uzmanlaşan Bayram Şimşek, aile ve ilişki sorunları, cinsel işlev bozuklukları (örneğin isteksizlik, sertleşme sorunları, erken boşalma) ve EMDR terapisi konularında çalışmalarıyla tanınmaktadır. Kendisi ayrıca sertifikalı bir aile danışmanı ve cinsel terapist olup, evli ve iki çocuk babası olarak aile yaşamının dinamiklerine de hakim bir perspektifle danışanlarını desteklemektedir. Bu tür uzmanlar, İzmir’de psikoterapi hizmetlerinin farklı ihtiyaç alanlarına cevap verecek şekilde gelişmesini sağlamaktadır. Kimi psikologlar, üniversite temelli eğitimlerinin ardından özel danışmanlık merkezleri kurarak veya hastanelerde uzmanlaşarak çocuk psikolojisi, oyun terapisi, ergen danışmanlığı, bağımlılık terapisi gibi niş alanlarda da hizmet vermeye başlamıştır. Örneğin, Başkent Üniversitesi’nden mezun olup Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Aile Danışmanlığı yüksek lisansı yapan Uzm. Psk. Seher Bayraktar, bilişsel davranışçı terapi, çift danışmanlığı, hipnoterapi, mindfulness ve sanat terapisi teknikleri gibi bütüncül yaklaşımlarla danışanlarına yardımcı olmaktadır. Benzer şekilde, Uzm. Psk. Mübarek Aydın gibi bazı İzmirli uzmanlar, bağımlılık alanındaki ulusal çaplı araştırma projelerinde (örneğin Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası – TURBAHAR projesi) görev alarak bilimsel çalışmalara katkı sağlamış ve elde edilen bulguları sahadaki uygulamalarına yansıtmışlardır. Bu çeşitlilik, İzmir’deki psikologların her birinin kendi uzmanlık nişini oluşturarak hem bireysel danışanlarına hem de genel olarak ruh sağlığı literatürüne katkıda bulunduğunu göstermektedir.

Travma, Kriz ve Toplum Projelerinde Uzmanlaşma

Bir toplumun başına gelebilecek doğal afetler ve travmatik olaylar, ruh sağlığı desteğinin ne denli kritik olduğunu ortaya koyar. İzmir’de bu alanda uzmanlaşmış psikologlar, hem bireylerin travmalarıyla başa çıkmasına yardımcı olmakta hem de toplumsal ölçekte kriz müdahalelerine öncülük etmektedir. Örneğin Uzm. Psk. Şenel Karaman, travma ve kriz denildiğinde İzmir’de akla gelen ilk isimlerden biridir. 1990 yılında Ankara Üniversitesi’nde psikoloji eğitimini tamamlayan Karaman, meslek hayatı boyunca edindiği birikimle EMDR Avrupa onaylı süpervizör (danışman) terapist unvanını almıştır Travma sonrası stres bozukluğu, kriz müdahaleleri, brainspotting tekniği ve aile terapisi gibi alanlarda çalışan Şenel Karaman, kurucusu olduğu Liman Psikoloji merkezinde danışanlarını tedavi etmektedir. Onu meslektaşlarından ayrıcalıklı kılan unsurlardan biri de sivil toplumla iç içe bir kariyere sahip oluşudur. Karaman, birçok sivil toplum kuruluşuna gönüllü psikolog olarak destek vermiş, ayrıca Türk Psikologlar Derneği (TPD) İzmir Şubesi yönetim kurulunda ve derneğin Travma, Afet ve Kriz Biriminde görev almıştır. Bu sayede bireysel terapötik çalışmalarını toplumsal yarar sağlayan projelerle birleştirmiştir.

Benzer şekilde, Uzm. Psk. Pınar Fidancı da hem travma hem çocuk-ergen psikolojisi kesişiminde uzmanlaşan genç bir uzmandır. Lisans ve yüksek lisans eğitimlerini Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamlayan Fidancı, EMDR terapisi konusunda Avrupa akreditasyonlu bir süpervizördür. Mesleki ilgi alanlarını travmalar, duygusal zorluklar ve özellikle çocukluk döneminde zihinsel becerilerin ve sosyal davranışların gelişimi olarak belirleyen Pınar Fidancı, bu doğrultuda çocuk ve gençlerle travma odaklı çalışmalar yürütmektedir. Kendisi EMDR Türkiye Derneği Yönetim Kurulu üyesi olup derneğin Çocuk ve Ergen Komitesi başkanlığı görevini de üstlenmiştir.  Bu pozisyonu, onun sadece bireysel terapi yapmakla kalmayıp aynı zamanda meslektaşlarıyla birlikte travma konusunda eğitimler ve programlar geliştirdiğinin göstergesidir. Gerçekten de İzmir’deki travma uzmanları, gerek ulusal dernekler aracılığıyla gerek uluslararası sertifikasyonlarla kendilerini sürekli geliştirmekte ve bu birikimi gerek klinik ortamlarda gerek afet durumlarında sahaya yansıtmaktadır.

İzmir’li psikologların travma ve kriz alanındaki en somut katkıları, maalesef ki kent ve ülke tarihinde iz bırakan felaketlerin ardından görülebilmiştir. Özellikle 30 Ekim 2020’de İzmir’i etkileyen Ege Denizi depremi sonrasında, Türk Psikologlar Derneği İzmir Şubesi öncülüğünde geniş çaplı bir psikososyal destek seferberliği başlatıldı. Depremin hemen ertesinde gönüllü psikologlar sahada ve çevrimiçi platformlarda depremzedelere ücretsiz danışmanlık vermeye başladı. TPD İzmir Şubesi’nin Deprem Acil Destek projesi kapsamında, çağrıya cevap veren 344 gönüllü psikolog, 3 Kasım 2020 ile 15 Aralık 2021 tarihleri arasında toplam 2.315 kişiyle 3.785 seans görüşme gerçekleştirdi. Bu süreçte afet bölgesinde ve uzaktan yapılan görüşmelerle hem akut krize müdahale hem de uzun dönemli psikolojik destek sağlandı. Gönüllü ağının koordinasyonu içinde Şenel Karaman gibi deneyimli travma uzmanları da yer alarak, meslektaşlarına süpervizyon desteği sundu. Nitekim çalışma boyunca 11 uzman süpervizör tarafından gönüllü terapistlere toplam 98 grup süpervizyon oturumu düzenlendiği ve 2.600’den fazla meslektaşa eğitim verildiği raporlanmıştır. Bu sayede İzmir, 1999 Marmara Depreminden bu yana ülkemizdeki en kapsamlı travma müdahalesi ağlarından birini oluşturmuş; psikologlar, depremzedelere ve pandemi döneminin zorluklarıyla baş etmeye çalışan bireylere aynı anda destek verebilmiştir. Psikologların böyle durumlarda sergilediği dayanışma, ruh sağlığı profesyonellerinin topluma karşı sorumluluk bilincinin güçlü olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu süreç, gönüllü genç psikologların da tecrübe kazanmasını sağlamış; İzmir’de travma eğitimi almış, kriz müdahalesi deneyimi bulunan geniş bir uzman havuzu oluşmuştur.

Medya ve Toplumsal Etkileşim

İzmir’deki psikologların bir diğer dikkat çekici yönü, medya ve halkla etkileşim konusundaki aktif tutumlarıdır. Birçok uzman, profesyonel bilgi birikimini toplumla paylaşmak için medya platformlarını ve halka açık etkinlikleri kullanmaktadır. Örneğin, deneyimli klinik psikolog Dr. Murat Sarısoy sadece terapi odasında kalmayıp televizyon programlarına, gazetelere ve seminerlere de katılarak psikolojik konularda bilgilendirme yapmıştır. Sarısoy’un ATV ana haber bültenindeki röportajında “kötü anıları silmek” gibi ilgi çekici bir konuyu ele alması, travmatik anılar ve terapi teknikleri konusunda geniş kitleleri aydınlatmıştır. Benzer şekilde, Yrd. Doç. Dr. Hatice Topçu Ersoy da sık sık radyo programları ve söyleşilere katılarak sağlıklı aile ilişkileri, evlilikte iletişim, stres ve öfke yönetimi gibi konularda toplumun sorularını yanıtlamaktadır. Hatta Ersoy, “Hayatımda büyük bir sorun yok, yine de terapiye gitmeli miyim?” gibi gündelik merakları ele alan içerikler üreterek sosyal medyada danışanlarıyla etkileşim kurmaktadır.

Akademisyenler cephesinde, Prof. Dr. Melek Göregenli gibi isimler medyayı aktif kullanan örneklerdendir. Göregenli, Bianet gibi bağımsız medya organlarında köşe yazıları ve analizler kaleme alarak psikolojinin ışığında toplumsal meseleleri değerlendirmiştir. “Şiddet ve İşkence Nasıl Ortadan Kalkar?” başlıklı yazısında Diyarbakır ve İzmir’de gerçekleştirdiği alan araştırmalarının sonuçlarını karşılaştırarak şiddete dair tutumları incelemiş; yine Kaos GL etkinliklerinde yaptığı konuşmalarla homofobi, milliyetçilik, ayrımcılık gibi konularda kamuoyunu etkilemiştir. Bu tarz medya katkıları, psikologların akademik bilgiyle sınırlı kalmayıp bunu toplumsal diyaloğa taşıdığının göstergesidir.

Ayrıca, İzmir’li psikologlar çeşitli kitaplar ve yayınlarla da daha geniş kitlelere ulaşmaktadır. Hatice Topçu Ersoy’un 2025’te yayımladığı “Narsisistik İletişim” kitabı, hem akademik referansları hem de pratik önerileriyle okurlar tarafından ilgi görmüştür. Bazı uzmanlar, popüler dergilerde yazılar yazmakta veya internet üzerinde blog ve videolar ile psikolojiye dair doğru bilinen yanlışları düzeltmektedir. Tüm bu medya ve yayın faaliyetleri, İzmir’deki psikologların toplumsal psikoloji okuryazarlığını artırma misyonuyla hareket ettiğini gösterir. Halk, bu sayede çocuk gelişimi, ruh sağlığı, aile içi iletişim, travma sonrası stres gibi konularda doğru bilgiye daha kolay erişebilmekte; ruhsal sıkıntılar etrafındaki damgalama (stigma) azalırken, profesyonel yardım alma konusunda farkındalık yükselmektedir.

Sonuç olarak, İzmir’de faaliyet gösteren önemli psikologlar, birbirini tamamlayan çeşitli rolleri başarıyla üstlenmektedir. Akademide yürütülen bilimsel araştırmalar ve yetişen yeni uzmanlar, kentin psikoloji ekosistemine sürekli bir tazelik kazandırmaktadır. Tecrübeli klinisyenler ve genç terapistler, geniş bir yelpazede uzmanlık alanlarıyla toplumun ruh sağlığı ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Medya ve sosyal projeler aracılığıyla kamuoyu ile kurulan etkileşim ise, psikologların bilgi ve birikimlerini dört duvar arasından çıkarıp toplumsal faydaya dönüştürmelerine olanak tanımaktadır. Gerek aldıkları ödüller ve yayınladıkları eserlerle, gerekse gönüllü çabaları ve danışanlarının hayatlarındaki olumlu dönüşümlerle İzmir’in bu saygın psikologları, hem kendi kariyerlerinde öne çıkmakta hem de Türkiye’de psikoloji alanının gelişimine katkıda bulunmaktadır.

Kaynakça

www.iyipsikolog.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Editör

Editör | İyiPsikolog.com, psikologlar ve ruh sağlığı uzmanlarının bilimsel görüşlerini; güncel psikoloji haberlerini, terapi yaklaşımlarını ve mental sağlık alanındaki gelişmeleri doğru, güvenilir ve etik habercilik anlayışıyla sunar. Uluslararası psikoloji ve sağlık haberciliği standartları doğrultusunda, bilimsel veriler ve uzman görüşleri analiz edilerek kamuoyuna aktarılır.

Yorumlar (0)

User