Ağız ve diş sağlığı ruh sağlığıyla çift yönlü bağlantı taşıyor
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, depresyon, stres, diş sıkma, estetik kaygı ve diş hekimi korkusunun ağız sağlığıyla çift yönlü ilişkisine dikkat çekti.
Bilge Türk | İyi Psikolog
İSTANBUL, TÜRKİYE — Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ağız ve diş sağlığı ile ruh sağlığı arasında güçlü ve çift yönlü bir ilişki bulunduğunu belirterek bütüncül yaklaşım çağrısı yaptı.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ağız ve diş sağlığının yalnızca fiziksel bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Tarhan’a göre depresyon, stres, kaygı, özgüven kaybı, estetik baskı, diş hekimi korkusu ve diş sıkma gibi başlıklar, ağız sağlığı ile ruh sağlığını doğrudan etkileyen ortak alanlar oluşturuyor.
Depresyon öz bakımı azaltabiliyor
Prof. Dr. Tarhan, depresif belirtiler yaşayan kişilerde öz bakım davranışlarının zayıflayabileceğini belirterek ağız bakımının da bu süreçten etkilendiğini ifade etti.
Tarhan, “Kişi depresifse, yaşamdan zevk almıyorsa öz bakımını ihmal etmeye başlar. Diş fırçalamak gibi rutinler bu kişiler için çok zorlaşır.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu tablo, ağız sağlığı ile ruh sağlığı arasındaki ilişkinin ilk yönünü gösteriyor. Depresyon, kişinin enerji düzeyini, motivasyonunu ve günlük rutinlerini etkileyebiliyor. Diş fırçalama, diş ipi kullanma, düzenli diş hekimi kontrolüne gitme gibi davranışlar ihmal edildiğinde ağız sağlığı bozulabiliyor.
Diş sorunları özgüveni etkileyebiliyor
İlişkinin diğer yönünde ise ağız ve diş sağlığındaki bozulmaların ruh sağlığını etkilemesi yer alıyor. Prof. Dr. Tarhan, kronik diş ağrısı, ağız kokusu ve estetik diş sorunlarının sosyal ilişkileri zorlaştırabileceğini belirtti.
Tarhan’a göre diş estetiğindeki sorunlar, kişinin özgüvenini azaltabiliyor. Özellikle çocuklarda belirgin diş problemleri akran zorbalığına neden olabiliyor ve bu durum erken yaşta özgüven eksikliğine yol açabiliyor.
Ağız kokusu, eksik diş, görünür çürükler veya gülümsemeyi etkileyen diş yapısı, kişinin sosyal ortamlarda daha çekingen davranmasına neden olabilir. Bu çekingenlik zamanla sosyal izolasyon, mahcubiyet ve kendilik algısında zayıflama ile birleşebilir.
Enflamasyon ve depresyon bağlantısı
Prof. Dr. Tarhan, ağız sağlığı ile ruh sağlığı arasındaki ilişkinin yalnızca psikolojik değil, biyolojik boyutu da olduğunu ifade etti. Ağızdaki kronik iltihapların vücuttaki enflamasyon düzeyini etkileyebileceğini belirten Tarhan, bunun depresyonla ilişkili biyolojik süreçlerle bağlantılı olabileceğini söyledi.
Tarhan, “Ağızdaki enflamasyon vücuttaki CRP değerlerini yükseltir ve bu durum, depresyonun biyolojik sebeplerinden biri olan sistemik enflamasyonu tetikleyebilir.” açıklamasını yaptı.
Bu değerlendirme, ağız sağlığının yalnızca diş ve diş etiyle sınırlı olmadığını, genel sağlık ve ruhsal iyilik haliyle birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor. Kronik iltihap, ağrı ve rahatsızlık hissi kişinin yaşam kalitesini düşürebilir.
Estetik baskı gençlerde kaygıyı artırıyor
Dijital çağda fiziksel görünümün giderek daha fazla önemsendiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, özellikle gençlerde diş estetiği ve yüz görünümüyle ilgili kaygıların arttığını söyledi.
Tarhan, “Maalesef ‘güzel görünüyorsan değerlisin’ gibi yanlış bir küresel algı var.” diyerek sosyal medya ve dijital kültürün estetik baskıyı büyüttüğüne dikkat çekti.
Bu baskı, gençlerde mükemmeliyetçilik ve görünüm takıntılarını artırabiliyor. Tarhan, yüzdeki küçük bir sivilce veya dişteki küçük bir kırık nedeniyle eve kapanan, sosyal hayattan çekilen ya da depresif belirtiler yaşayan vakalarla karşılaştıklarını belirtti.
Prof. Dr. Tarhan’a göre diş estetiği özgüven açısından önemli olabilir; ancak bunun “kutsallaştırılmaması” gerekir. Tarhan, insan ilişkilerinde yalnızca fiziksel görünümün değil, mizaç, karakter, samimiyet ve sevimliliğin de belirleyici olduğunu vurguladı.
Diş hekimi korkusunda güven ilişkisi kritik
Diş hekimliği uygulamalarında hasta-hekim ilişkisinin tedavi başarısında büyük rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, modern tıpta “tedavi iş birliği” kavramına dikkat çekti.
Tarhan, tedavi iş birliğinin başarının önemli bir kısmını oluşturduğunu ifade ederek diş hekimi koltuğunun birçok kişi için tarihsel olarak ağrı ve korkuyla özdeşleştiğini söyledi.
Bu nedenle hekimin yalnızca teknik işlem yapan biri gibi davranmaması, hastayı bir insan olarak görmesi, durumunu sabırla açıklaması ve güven ilişkisi kurması gerekiyor. Tarhan, “Hastanın yüzüne bakmayan, hâlini hatırını sormayan bir hekim güven oluşturamaz.” değerlendirmesinde bulundu.
VR, hipnoz ve anestezi destek sağlayabiliyor
Diş hekimi korkusu yaşayan kişilerde farklı destekleyici yöntemlerin kullanılabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, sanal gerçeklik uygulamalarının kademeli duyarsızlaşma amacıyla kullanılabileceğini söyledi.
Tarhan’a göre VR gözlükleriyle kişi, üç boyutlu yazılım eşliğinde korkusunu kontrollü biçimde deneyimleyerek zamanla duyarsızlaşmayı öğrenebiliyor.
Çocuklarda veya otizm gibi özel durumları olan bireylerde ise genel anestezi altında yapılan müdahaleler, travmatik deneyim riskini azaltabiliyor. Bazı durumlarda hipnoterapi teknikleri de hastanın rahatlaması ve ağrı eşiğinin yönetilmesi için destekleyici rol oynayabiliyor.
Diş sıkma gizli stresin belirtisi olabilir
Stres, kaygı ve travmaların ağız sağlığındaki en görünür yansımalarından biri diş sıkma olabilir. Prof. Dr. Tarhan, diş sıkmanın beynin kronik stres altında salgıladığı hormonlarla ilişkili olduğunu belirtti.
Tarhan, beynin stresi yönetemediğinde bunu vücudun farklı bölgelerine yansıtabildiğini; bazı kişilerde bağırsak sorunları, bazılarında ise diş sıkma şeklinde ortaya çıkabildiğini ifade etti.
Diş sıkma, zamanla dişlerin erken aşınmasına, çene ağrılarına, baş ağrısına ve diş eti problemlerine yol açabilir. Tarhan’a göre bu durumda yalnızca ağıza aparat takmak yeterli olmayabilir. Altta yatan gizli stres, kaygı veya depresyonun da psikiyatrik açıdan değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç olarak ağız ve diş sağlığı ile ruh sağlığı birbirinden ayrı iki alan değildir. Depresyon ağız bakımını azaltabilir; diş sorunları özgüveni ve sosyal yaşamı etkileyebilir; stres diş sıkmayı tetikleyebilir; estetik baskı ise gençlerde görünüm kaygısını büyütebilir. Bu nedenle hem diş hekimliği hem de ruh sağlığı alanında bütüncül yaklaşım, erken farkındalık ve güvene dayalı tedavi iş birliği büyük önem taşır.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)