Susarak cezalandırmak ilişkilerde neden derin yaralar bırakıyor?

Tartışmaya ara vermek ile iletişimi ceza ve kontrol aracı olarak kesmek aynı değildir; uzun süren sessizlik yetişkinlerde ve çocuklarda güveni zedeleyebilir.

Jul 21, 2026 - 20:10
0
Susarak cezalandırmak ilişkilerde neden derin yaralar bırakıyor?

Bilge Türk | İyi Psikolog

İSTANBUL, TÜRKİYE — Tartışma sırasında sakinleşmek amacıyla bir süre susmak sağlıklı olabilir; iletişimi belirsiz süreyle keserek karşı tarafı cezalandırmak ise güveni, aidiyeti ve özsaygıyı zedeleyebilir.

Psikolog Dr. Gizem Sürenkök, sosyal medya paylaşımında bu ayrımı şöyle ifade ediyor:

“Tartışma sonrası soluklanmak için susmak başka, günlerce veya haftalarca yok saymak bambaşka.”

Psikoloji literatüründe “silent treatment”, dışlama, duvar örme ve iletişimden çekilme gibi birbirine yakın fakat tamamen aynı olmayan kavramlarla inceleniyor. Bu nedenle her sessizliği doğrudan şiddet olarak adlandırmak doğru değildir. Davranışın amacı, süresi, tekrarlanma biçimi ve sonrasında iletişime dönülüp dönülmediği belirleyicidir.

Sakinleşmek için ara vermek ile cezalandırmak aynı değildir

Yoğun bir tartışmada kişi fizyolojik ve duygusal olarak aşırı uyarılabilir. Düşüncelerini düzenleyemediğini, saldırganlaşabileceğini veya söylenenleri dinleyemediğini fark ederek konuşmaya ara vermesi koruyucu bir davranış olabilir.

Sağlıklı arada kişi sessizce kaybolmaz. “Şu anda çok yükseldim; sakinleşmek için 30 dakikaya ihtiyacım var ve saat 20.00’de konuşmaya döneceğim” gibi açık bir açıklama yapar. Ara sınırlıdır ve ilişkiye geri dönüş sözü içerir.

Stonewalling olarak adlandırılan kapanma davranışı da bazen bilinçli cezalandırmadan değil, kişinin bunalmış ve tehdit altında hissetmesinden kaynaklanabilir. Ancak bu örüntü sürekli hâle geldiğinde, sorunların konuşulmasını engeller ve ilişkide duygusal mesafe oluşturur. İlişki araştırmaları, talep eden bir partner ile iletişimden kaçınan diğer partner arasında gelişen “talep-geri çekilme” döngüsünü daha düşük ilişki doyumuyla ilişkilendiriyor.

Cezalandırıcı sessizlik neden bu kadar inciticidir?

İnsan beyni sosyal bağları yalnızca keyif verici bir imkân olarak değil, temel bir güvenlik kaynağı olarak algılar. Görmezden gelinmek, kişinin aidiyet, özsaygı, kontrol ve anlamlı bir varlık olduğu duygularını tehdit edebilir.

Sosyal dışlanma araştırmalarında kısa süreli yok sayılmanın bile üzüntü, öfke ve psikolojik sıkıntı oluşturabildiği gösterildi. Beyin görüntüleme çalışmalarında sosyal dışlanma sırasında fiziksel acının işlenmesiyle kısmen örtüşen sinir sistemlerinin etkinleştiği görüldü. Bu bulgu, sessizliğin fiziksel yaralanmayla aynı olduğu anlamına gelmez; sosyal reddedilmenin gerçek bir psikolojik acı oluşturabildiğini gösterir.

Partner tarafından tekrarlanan ve kontrol amacı taşıyan dışlama, güncel bilimsel değerlendirmelerde psikolojik saldırganlık ve yakın partner şiddeti çerçevesinde de ele alınıyor. Özellikle sessizlik karşı tarafı boyun eğmeye, özür dilemeye veya istenen davranışı göstermeye zorlamak için kullanılıyorsa, yalnızca “iletişim tarzı” olarak görülemez.

Sessizlik ilişkide takip etme ve kaçınma döngüsü yaratabilir

Cevap alamayan kişi çoğu zaman daha fazla konuşmaya, açıklama istemeye ve yakınlık kurmaya çalışır. Sessiz kalan taraf ise baskı hissettikçe daha fazla uzaklaşabilir.

Böylece biri yaklaştıkça diğerinin geri çekildiği, geri çekilme arttıkça ilk kişinin daha yoğun biçimde takip ettiği bir döngü oluşur. Sorunun içeriği zamanla ikinci planda kalır; ilişkinin ana konusu “Neden konuşmuyorsun?” ve “Neden beni rahat bırakmıyorsun?” çatışmasına dönüşür.

Talep-geri çekilme örüntüsü, farklı kültürlerde ve farklı çift yapılarında gözlenmiş; düşük ilişki doyumu, duygusal tükenme ve ilişkinin çözülme riskiyle ilişkilendirilmiştir. Bununla birlikte kısa süreli geri çekilme bazen çatışmayı düşürebilir. Aradaki fark, geri çekilmenin düzenlenme amacı taşıması ve sonrasında iletişimin yeniden kurulmasıdır.

Çocuğa küsülmesi sevginin koşullu olduğu mesajını verebilir

Ebeveynin çocuğunun davranışına sınır koyması gerekir. Ancak davranışı eleştirmek ile çocuğa sevgiyi ve ilişkiyi geri çekmek aynı şey değildir.

Ebeveyn günlerce konuşmadığında, göz teması kurmadığında veya çocuğun varlığını görmezden geldiğinde çocuk yalnızca “Yanlış yaptım” sonucuna ulaşmayabilir. “Hata yaparsam sevgi kaybolur” ya da “Kabul edilmek için ebeveynimin istediği kişi olmalıyım” inancını geliştirebilir.

Ebeveyn sevgisinin çocuğun beklentilere uymasına bağlanması, psikoloji araştırmalarında “ebeveynin koşullu kabulü” olarak inceleniyor. Meta-analizler bu yaklaşımın içsel baskı, utanç, değersizlik, ebeveyne yönelik kızgınlık ve daha düşük psikolojik iyilik hâliyle ilişkili olduğunu gösteriyor. İstenen davranışı kısa vadede artırabilse bile duygusal maliyet oluşturabiliyor.

Bu deneyim çocuğun ileride mutlaka aynı davranışı göstereceği anlamına gelmez. Ancak bazı çocuklar yetişkinlikte çatışma sırasında sessizliği kontrol aracı olarak kullanabilir; bazıları ise ilişkinin kaybolmasından korkarak kendisini aşırı ölçüde feda edebilir.

Sağlıklı bir iletişim molası nasıl verilir?

Sağlıklı mola, karşı tarafı belirsizlik içinde bırakmaz. Kişi konuşmaya devam edemediğini açıklar, geri dönüş zamanını belirler ve bu süreyi karşı tarafı cezalandırmak için kullanmaz.

“Konuşmak istemiyorum” yerine şu ifade daha güvenlidir:

“Bu konu benim için önemli. Şu anda sakin konuşamıyorum. Yarım saat ara verelim ve ardından devam edelim.”

İlişki çalışmalarına dayalı uygulamalarda, yükselmiş duygusal uyarılmanın azalması için en az yaklaşık 20 dakikalık mola öneriliyor. Ancak molanın süresiz hâle gelmemesi ve tarafların yeniden konuşacağı zaman üzerinde anlaşması önem taşıyor.

Çocukla yaşanan çatışmada da ebeveyn, “Davranışına kızgınım ama seni seviyorum. Sakinleşince bunu konuşacağız” diyerek hem sınırı hem ilişkinin devam ettiğini gösterebilir.

Ne zaman profesyonel destek alınmalı?

Sessizlik günlerce sürüyor, sık sık tekrarlanıyor, özür veya itaat elde etmek için kullanılıyor ve diğer kişi kendisini görünmez, korkmuş ya da değersiz hissediyorsa ilişki dinamiğinin değerlendirilmesi gerekir.

Çift terapisi, her iki tarafın da güvenli biçimde konuşmaya ve sorumluluk almaya hazır olduğu durumlarda iletişim döngüsünün değiştirilmesine yardımcı olabilir. Ancak sessizliğe tehdit, korkutma, fiziksel şiddet, ekonomik kontrol veya sosyal izolasyon eşlik ediyorsa öncelik ortak terapi değil, güvenliğin değerlendirilmesi ve bireysel profesyonel destek olmalıdır.

Sessizlik bazen dinlendirir, bazen de sözcüklerden daha ağır bir mesaj taşır. Belirleyici olan, sessizliğin kişinin kendisini düzenlemesine mi hizmet ettiği, yoksa karşı tarafın varlığını ve değerini inkâr ederek onu kontrol etmeye mi yöneldiğidir.

Sağlıklı ilişkide ara verilebilir; fakat ilişki askıya alınmaz. Kızgınlık ifade edilebilir; ancak sevgi bir ceza aracı olarak geri çekilmez.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve bireysel psikoterapi veya psikiyatrik değerlendirmenin yerini tutmaz.

İyiPsikolog.com

Tepkin Ne?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
Editör

Editör | İyiPsikolog.com, psikologlar ve ruh sağlığı uzmanlarının bilimsel görüşlerini; güncel psikoloji haberlerini, terapi yaklaşımlarını ve mental sağlık alanındaki gelişmeleri doğru, güvenilir ve etik habercilik anlayışıyla sunar. Uluslararası psikoloji ve sağlık haberciliği standartları doğrultusunda, bilimsel veriler ve uzman görüşleri analiz edilerek kamuoyuna aktarılır.

Yorumlar (0)

User