Zamanın örttüğü şeyler: Marcus Aurelius’tan bugüne bir okuma
Marcus Aurelius’un zaman üzerine sözü, insanın acı, kayıp, pişmanlık ve hatıralarla kurduğu ilişkiye psikolojik bir pencere açıyor.
Bilge Türk | İyi Psikolog
ANKARA, TÜRKİYE — Marcus Aurelius’un “Zaman her şeyi nasıl da hızla örtecek, onca şeyi çoktan örttüğü gibi!” sözü, insanın acı, kayıp ve hatıralarla ilişkisini yeniden düşünmeye çağırıyor.
İnsan yaşadığı anda bazı olayların hiç geçmeyeceğini zanneder. Bir ayrılık, bir ölüm, bir kırgınlık, bir utanç, bir hata veya büyük bir hayal kırıklığı olduğunda zaman durmuş gibi gelir. Fakat hayatın en sarsıcı gerçeklerinden biri şudur: Zaman, insanın bugün dayanılmaz sandığı birçok şeyi yavaş yavaş örter. Bu örtme her zaman unutmak anlamına gelmez; bazen acının sivri köşelerinin törpülenmesi, bazen hatıranın başka bir yere taşınması, bazen de insanın o olayla arasına mesafe koyabilmesidir.
Zaman gerçekten her şeyi örter mi?
Marcus Aurelius’un sözü ilk bakışta hüzünlü görünebilir. Çünkü “örtmek” kelimesi insana kaybolmayı, silinmeyi, geride kalmayı hatırlatır. Fakat psikolojik açıdan bakıldığında zamanın örtmesi, insan zihninin kendini koruma biçimlerinden biridir.
Zihin her acıyı ilk günkü şiddetiyle taşımaya devam etseydi, insan hayatına devam edemezdi. Hatıralar durur, fakat duygusal yoğunluk değişir. Dün nefes aldırmayan bir olay, aylar veya yıllar sonra daha sakin hatırlanabilir. Kişi hâlâ üzülür, ama artık o üzüntü bütün varlığını kaplamaz.
Bu nedenle zamanın örttüğü şey yalnızca olayın kendisi değildir. Zaman, olayın insan üzerindeki ilk şokunu, ilk çaresizliğini, ilk yakıcılığını örter.
Unutmak ile iyileşmek aynı şey değildir
Birçok insan iyileşmeyi unutmak sanır. Oysa unutmak her zaman mümkün değildir. Bazı insanlar, bazı cümleler, bazı günler ve bazı kayıplar insanın zihninde kalır. Fakat iyileşme, hatırladığında artık aynı yerden kanamamaktır.
Marcus Aurelius’un sözü burada daha derin bir anlam kazanır. Zaman, yaşanan her şeyi yok etmez; ama onları insanın iç dünyasında başka bir yere koyar. Bugün merkeze oturan bir acı, zamanla hayatın kenarına çekilebilir. İnsan onu inkâr etmeden, onunla bütünleşmeden ve ona teslim olmadan yaşamayı öğrenebilir.
Psikolojik olgunluk da biraz budur: Geçmişin varlığını kabul etmek, fakat geçmişin bugünü yönetmesine izin vermemek.
Hatıraların üzerini örten şey zaman değil, anlamdır
Zaman tek başına iyileştirici değildir. Aynı acının içinde yıllarca sıkışıp kalan insanlar da vardır. Bu nedenle “zaman her şeyi iyileştirir” sözü eksik bir cümledir. Zaman, ancak insan yaşadıklarına yeni bir anlam verebildiğinde iyileştirici hale gelir.
Bir kayıp, yalnızca kayıp olarak kaldığında insanı tüketebilir. Fakat zamanla o kaybın insana öğrettiği şeyler, kazandırdığı farkındalık, güçlendirdiği sabır ve açtığı yeni yollar görülmeye başlandığında hatıra dönüşür.
Aynı şekilde bir hata da yalnızca utanç olarak kalırsa insanı ezebilir. Fakat insan o hatadan ders çıkarırsa, kendini daha iyi tanırsa ve hayatında yeni bir yön belirlerse, o hata bir kırılma noktası olmaktan çıkıp olgunlaşma alanına dönüşür.
Bugünün büyüttüğü şeyleri yarın küçültebilir
İnsan zihni, içinde bulunduğu anı çoğu zaman olduğundan büyük algılar. Bugünkü sorun, sanki hayatın tamamını belirleyecekmiş gibi görünür. Oysa geçmişe dönüp baktığımızda, bir zamanlar çok büyük sandığımız birçok şeyin bugün önemini kaybettiğini fark ederiz.
Bir zamanlar uykusuz bırakan meseleler, bugün belki sadece uzak bir hatıradır. Bir zamanlar gözümüzde büyüttüğümüz insanlar, bugün sıradanlaşmıştır. Bir dönem dünyanın sonu gibi gelen ayrılıklar, daha sonra hayatın başka bir kapıya açılması olarak görülebilir.
Marcus Aurelius’un sözü, insana bu yüzden sakinlik verir. Bugünün fırtınasına kapıldığımızda, zamanın daha önce kaç fırtınayı susturduğunu hatırlatır.
Zamanın örttüğü şeyler ve insanın kibri
Bu sözün bir başka yönü de insanın kendini fazla ciddiye almasıyla ilgilidir. İnsan çoğu zaman kendi acısını, başarısını, öfkesini, zaferini veya yenilgisini dünyanın merkezine koyar. Oysa zaman, imparatorları da sıradan insanları da aynı sessizlikle örter.
Marcus Aurelius bir imparator olarak bunu çok iyi biliyordu. Güç, makam, şöhret, övgü ve korku bir gün geçer. İnsanların bugün uğruna kavga ettiği birçok şey, yarın unutulur. Bir dönem çok konuşulan isimler, zamanla birkaç satıra dönüşür. Büyük tartışmalar, büyük hırslar, büyük kırgınlıklar tarihin tozu içinde sakinleşir.
Bu gerçek, insana karamsarlık değil tevazu öğretir. Madem zaman her şeyi örtecek, o halde insan bugünü daha az hırsla, daha az kinle, daha çok iyilikle yaşamalıdır.
Acı geçer ama iz öğretir
Zamanın örtmesi, yaşananların değersiz olduğu anlamına gelmez. Aksine, insanı insan yapan şeylerden biri de taşıdığı izlerdir. Bazı olaylar geçer ama öğrettiği şey kalır. Bazı insanlar hayatımızdan çıkar ama bize bıraktığı farkındalık bizimle kalır. Bazı acılar hafifler ama bizi daha derin, daha anlayışlı ve daha dikkatli biri yapar.
Bu yüzden zamanın üzerini örttüğü şeyleri tamamen kayıp saymamak gerekir. Bazen zaman, acıyı örterken hikmeti görünür kılar. İlk anda sadece yıkım gibi görünen bir olay, yıllar sonra insanın olgunlaşma sürecinin en önemli eşiği olarak anlaşılabilir.
Bugün için çıkarılacak ders
Marcus Aurelius’un bu sözü, özellikle zor bir dönemden geçen insanlar için güçlü bir hatırlatmadır: Bugün çok ağır gelen şey, sonsuza kadar aynı ağırlıkta kalmayacak. Zaman, daha önce nice acıları, nice utançları, nice öfkeleri ve nice korkuları örttü. Bugünün yükünü de bir gün başka bir yere taşıyacak.
Fakat insanın yapması gereken şey yalnızca beklemek değildir. Zamanın iyileştirici olabilmesi için kişi kendine dürüst bakmalı, yaşadıklarını anlamlandırmalı, gerekiyorsa yardım almalı, bağışlamayı öğrenmeli, hatalarını kabul etmeli ve hayatla bağını koparmamalıdır.
Zaman bazı şeyleri örter; ama insan, o örtünün altında neyi sakladığını ve neyi dönüştürdüğünü fark ederse gerçekten iyileşir.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)