Pozitif ruh hali için gerçekleri yok saymadan bakış açısını değiştirmek
Uzm. Dr. Sema Bayçın, pozitif ruh halinin gerçekleri yok saymak değil, olayları yorumlama biçimini geliştirmekle ilişkili olduğunu söyledi.
Bilge Türk | İyi Psikolog
İZMİR, TÜRKİYE — Yoğun iş temposu, ekonomik belirsizlikler ve sürekli bilgi akışı birçok kişide stres ve mutsuzluk hissini artırırken, uzmanlar pozitif ruh halinin olayları yorumlama biçimiyle yakından ilişkili olduğunu belirtiyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Sema Bayçın, olumlu düşünmenin gerçekleri görmezden gelmek anlamına gelmediğini söyledi. Bayçın’a göre kişinin yaşadığı olaylara verdiği anlamı fark etmesi, bakış açısını geliştirmesi ve günlük yaşamda sürdürülebilir alışkanlıklar edinmesi ruh sağlığını destekleyebilir.
Mutluluk sürekli iyi hissetmek değildir
Toplumda mutluluk çoğu zaman sürekli neşeli olmak, hiç üzülmemek veya her şeye olumlu bakmakla eş tutuluyor.
Uzm. Dr. Sema Bayçın, ruh sağlığının aslında tüm duyguları sağlıklı şekilde yaşayabilmekle ilgili olduğunu belirtiyor. Üzüntü, kaygı, öfke, kırgınlık ve hayal kırıklığı gibi duygular yaşamın doğal parçalarıdır.
Bu nedenle amaç zor duyguları tamamen yok etmek değil, onları fark edebilmek ve yönetebilmektir.
Bayçın, pozitif ruh halinin zorluklar karşısında psikolojik dayanıklılığı koruyabilme becerisiyle ilişkili olduğunu ifade ediyor. Bu bakış açısı, olumlu düşünmeyi gerçeklerden kaçmak yerine gerçeklerle daha sağlıklı baş edebilme yöntemi olarak ele alıyor.
Anda kalmak zihinsel yükü azaltabilir
Günlük yaşamda birçok kişi zamanının önemli kısmını geçmişte yaşadığı olayları düşünerek veya geleceğe ilişkin kaygılarla geçiriyor.
Uzmanlara göre zihnin sürekli pişmanlıklar, belirsizlikler ve olası olumsuz senaryolarla meşgul olması zihinsel yorgunluğu artırabiliyor.
Farkındalık yaklaşımının temelinde ise dikkati içinde bulunulan ana yönlendirmek yer alıyor. Kişi zihninin sürekli geçmişte veya gelecekte dolaştığını fark ettiğinde, bulunduğu ana dönmeye çalışabilir.
Nefese odaklanmak, çevredeki sesleri fark etmek, kısa bir yürüyüşte adımlara dikkat etmek veya yapılan işe bilinçli şekilde yönelmek bu konuda yardımcı olabilecek yöntemler arasında yer alıyor.
Bu küçük uygulamalar, zihinsel yükün azalmasına ve kişinin kendini daha dengeli hissetmesine katkı sağlayabilir.
Sahip olunanlara odaklanmak bakış açısını değiştirebilir
İnsan beyni evrimsel olarak tehditleri fark etmeye daha yatkındır. Bu nedenle gün içinde yaşanan olumlu olaylardan çok olumsuz deneyimler akılda kalabilir.
Uzm. Dr. Sema Bayçın, minnettarlık pratiğinin bu noktada önemli bir araç olabileceğini belirtiyor.
Günün sonunda kişiyi mutlu eden veya iyi hissettiren üç küçük olayı düşünmek bile bakış açısının değişmesine yardımcı olabilir. Bir arkadaşla yapılan sohbet, keyifli bir kahve molası, sağlıklı geçirilen bir gün, güzel bir mesaj veya kısa bir yürüyüş gibi basit görünen ayrıntılar psikolojik iyilik halini destekleyebilir.
Bu uygulama, kişinin hayatındaki olumlu unsurları fark etmesini sağlar. Amaç sorunları inkâr etmek değil, zihnin yalnızca olumsuzluklara odaklanmasını dengelemektir.
Olayları değil, yorumlama biçimini değiştirmek gerekebilir
Psikolojide bilişsel yeniden yapılandırma olarak adlandırılan yaklaşım, kişinin olayları değerlendirme biçimini gözden geçirmesine yardımcı olabilir.
Uzm. Dr. Bayçın, yaşanan her olumsuzluğu felaket olarak yorumlamanın ruhsal yükü artırabileceğine dikkat çekiyor.
Bir güçlük karşısında “Neden hep benim başıma geliyor?” sorusu yerine “Bu deneyim bana ne öğretebilir?” sorusunu sormak daha yapıcı bir bakış açısı geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
Her olumsuz olayın mutlaka olumlu bir tarafı olmak zorunda değildir. Ancak olaylara verilen anlam değiştirilebilir. Bu da kişinin kendini çaresiz hissetmek yerine daha aktif bir baş etme pozisyonuna geçmesini sağlayabilir.
Sürekli kötü haber takibi ruh halini etkileyebilir
Teknoloji hayatı kolaylaştırırken, bazı psikolojik riskleri de beraberinde getiriyor.
Sosyal medya ve haber platformlarında uzun süre olumsuz içeriklere maruz kalmak, kaygı ve stres düzeyini artırabilir. Son yıllarda “doomscrolling” olarak tanımlanan, sürekli kötü haberleri takip etme davranışı bu açıdan dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre olumsuz haber akışının sınırsız şekilde takip edilmesi, kişide tehdit algısını güçlendirebilir ve zihinsel yorgunluğu artırabilir.
Uzm. Dr. Bayçın, gün içinde belirli zaman dilimlerinde haber takibi yapmanın, ekran süresini sınırlandırmanın ve kişiyi sürekli olumsuz etkileyen sosyal çevrelerden uzaklaşmanın psikolojik yükü azaltmaya yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Dijital sınırlar koymak, ruh sağlığını korumada önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Beden ve ruh sağlığı birlikte düşünülmeli
Ruh hali yalnızca düşüncelerle değil, fiziksel sağlıkla da yakından ilişkilidir.
Uyku düzeni, hareket, beslenme alışkanlıkları ve günlük yaşam ritmi psikolojik iyilik hali üzerinde etkili olabilir.
Uzm. Dr. Sema Bayçın, düzenli uyku saatlerine sahip olmanın, gün içinde hareket etmenin, hafif yürüyüşler yapmanın ve dengeli beslenmenin ruhsal dayanıklılığı destekleyebileceğini belirtiyor.
Özellikle kronik uykusuzluk, stres ve duygu durum değişiklikleriyle ilişkili olabilir. Bu nedenle psikolojik iyi oluşu desteklemek için yalnızca zihinsel egzersizler değil, fiziksel sağlığı koruyan alışkanlıklar da önemlidir.
Küçük ama sürdürülebilir alışkanlıklar önemli
Uzm. Dr. Sema Bayçın’a göre psikolojik iyilik hali günlük yaşamda yapılan küçük ama sürdürülebilir alışkanlıklarla desteklenebilir.
Anda kalmaya çalışmak, olumlu deneyimleri fark etmek, olaylara farklı açılardan bakabilmek, dijital sınırlar oluşturmak ve fiziksel sağlığa özen göstermek zaman içinde ruhsal dayanıklılığı güçlendirebilir.
Bayçın, önemli olanın sürekli mükemmel hissetmeye çalışmak olmadığını belirtiyor. Asıl hedef, yaşamın iniş çıkışları karşısında dengede kalabilmeyi öğrenmektir.
Pozitif ruh hali bu nedenle gerçekleri yok saymak değil, gerçeklerle daha sağlıklı bir ilişki kurabilmektir.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)