Rusya-Ukrayna savaşı küresel psikolojiyi nasıl etkiledi?
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, yalnız cepheleri değil; çocukların ruh sağlığını, devletlerin güvenlik algısını ve küresel barış psikolojisini de sarstı.
Bilge Türk | İyi Psikolog
ANKARA, TÜRKİYE — Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, yalnızca iki ülke arasındaki savaşı değil, Avrupa’dan Amerika’ya, çocuklardan devletlerin güvenlik reflekslerine kadar uzanan geniş bir psikolojik kırılmayı tetikledi.
Savaşın dördüncü yılını aşan etkileri, artık sadece askeri cephelerde ya da diplomatik masalarda ölçülmüyor. Ukrayna’da yıkılan şehirler, Rusya’da uzayan savaş yorgunluğu, Avrupa’da yeniden yükselen güvenlik kaygısı ve Amerika’da derinleşen dış politika tartışmaları, küresel psikolojinin savaşla birlikte nasıl değiştiğini gösteriyor. UNHCR verileri, milyonlarca Ukraynalının ülke içinde veya dışında yerinden edilmiş halde yaşamını sürdürdüğünü ortaya koyarken, WHO araştırmaları Ukrayna’da ruh sağlığı ihtiyacının savaşın en kalıcı kriz alanlarından biri haline geldiğini gösteriyor.
Savaş, Ukrayna toplumunda kalıcı bir travma oluşturdu
Ukrayna halkı için savaş, günlük hayatın bütün ritmini değiştiren bir travma alanına dönüştü. Sirenlerle bölünen geceler, enerji altyapısına yönelik saldırılar, göç, yakın kaybı, ekonomik belirsizlik ve cephedeki aile bireyleriyle kurulan kırılgan bağlar, toplumun ruhsal dayanıklılığını sürekli sınayan faktörler olarak öne çıkıyor.
WHO’nun 2025 tarihli sağlık ihtiyaç değerlendirmesine göre Ukrayna’da yetişkinlerin yüzde 70’inden fazlası son bir yılda anksiyete, depresyon veya ağır stres belirtileri bildirdi; buna rağmen yalnızca beşte biri profesyonel yardım aradı. Bu tablo, savaşın görünmeyen cephesinin hastaneler, psikolojik destek merkezleri, okullar ve aile içi ilişkiler olduğunu gösteriyor.
Ukrayna toplumunda oluşan psikolojik etki sadece korku ve kayıpla sınırlı değil. Aynı zamanda güçlü bir direnç, kimlik bilinci ve bağımsızlık duygusu da gelişti. Savaş öncesinde Rusya ile tarihsel, kültürel, dilsel ve dini bağları bulunan Ukrayna’da, işgal sonrası toplumsal kimliğin daha keskin biçimde ayrıştığı görülüyor. Bu nedenle savaş, Ukrayna halkı için yalnızca toprak savunması değil, “kim olarak var olacağız?” sorusuna verilen toplumsal bir cevap haline geldi.
Rusya’da zafer anlatısı ile savaş yorgunluğu çatışıyor
Rusya tarafında savaşın psikolojik etkisi daha karmaşık bir görünüm taşıyor. Devlet söylemi savaşı güvenlik, tarih ve büyük güç iddiası üzerinden anlatırken, toplumun önemli bir kesimi ekonomik baskılar, asker kayıpları, yaptırımlar ve uzun süren belirsizlikle karşı karşıya kalıyor. Levada Center’ın 2025 ve 2026 dönemindeki araştırmaları, Rus toplumunda savaşa verilen desteğin tamamen ortadan kalkmadığını, ancak barış görüşmelerine desteğin ve savaş yorgunluğu işaretlerinin daha görünür hale geldiğini gösteriyor.
Bu durum Rusya’da iki ayrı psikolojik gerçeklik oluşturuyor. Bir yanda devletin kurduğu “tarihi görev” ve “Batı’ya karşı direnme” anlatısı, diğer yanda ailelerin yaşadığı kayıplar, ekonomik daralma ve geleceğe yönelik endişe var. Savaş uzadıkça bu iki alan arasındaki mesafe büyüyor.
İyi Psikolog Genel Yayın Yönetmeni Yusuf İnan’a göre Rusya, Ukrayna’yı işgal ederek tarihi bir hata yaptı. İnan, savaşın Rusya’yı sadece askeri değil, psikolojik ve jeopolitik açıdan da yıprattığını; Moskova’nın Ukrayna’da bir “bataklığa” saplandığını, kendi coğrafyasında büyük kırılmalara ve toplumsal depresyon duygusuna yol açtığını değerlendiriyor.

İnan’a göre Rusya’nın eski Sovyetler Birliği’ni canlandırma hayali de bu savaşla ağır yara aldı. Çünkü bölge halkları ve devletleri, Moskova’nın güvenlik sağlayan bir merkez değil, gerektiğinde komşusuna saldırabilen bir güç olduğu düşüncesine daha fazla yaklaştı. Bu psikolojik kırılma, Rusya’nın yakın çevresindeki güven ilişkisini zayıflattı.
Avrupa ve Amerika’da güvenlik psikolojisi değişti
Rusya’nın işgali, Avrupa’da uzun yıllar boyunca “büyük kara savaşı geçmişte kaldı” düşüncesini sarstı. Avrupa halkları için savaş artık uzak coğrafyalara ait bir görüntü değil, kıtanın doğusunda devam eden somut bir tehdit haline geldi. Eurobarometer verilerine göre Avrupalıların büyük çoğunluğu gelecek yıllarda AB’nin savunma ve güvenliği konusunda kaygı duyuyor; ortak savunma ve güvenlik politikasına destek de yüksek seyrediyor.
Bu psikolojik dönüşüm, savunma harcamalarına da yansıdı. SIPRI verilerine göre 2025’te küresel askeri harcamalar 2,887 trilyon dolara ulaştı; Avrupa’daki askeri harcamalar reel olarak yüzde 14 arttı. NATO üyelerinin toplam askeri harcaması ise küresel harcamaların yüzde 55’ine denk geldi.
Amerika’da ise savaş, dış politika psikolojisini yeniden tartışmaya açtı. Pew Research Center’ın 2025 araştırmasına göre Amerikalıların yaklaşık yüzde 69’u Rusya-Ukrayna savaşını ABD’nin ulusal çıkarları açısından önemli görüyor. 2026 araştırmasında da ABD’de Rusya’ya yönelik olumsuz bakışın çok güçlü olduğu, yetişkinlerin yüzde 83’ünün Rusya hakkında olumsuz görüş bildirdiği aktarıldı.
Yusuf İnan’a göre Rusya, bu işgalle NATO ve Amerika’yı Ukrayna dosyasının içine daha güçlü biçimde çekti. Moskova’nın amacı Batı etkisini geriletmekti; ancak sonuçta NATO’nun Avrupa’daki rolü güçlendi, Finlandiya 2023’te NATO’ya katıldı ve İsveç de 2024’te ittifaka üye oldu. Bu gelişmeler, Rusya’nın güvenlik psikolojisinde daha geniş bir kuşatılmışlık duygusu üretirken, Avrupa’nın savunma refleksini de keskinleştirdi.
Drone savaşları savunma sanayisini yeni bir döneme taşıdı
Ukrayna savaşı, modern savaş psikolojisinde de yeni bir kırılma oluşturdu. Tankların, topçu ateşinin ve klasik cephe hatlarının yanında drone’lar, kamikaze sistemler, elektronik harp, yapay zekâ destekli keşif ve düşük maliyetli saldırı teknolojileri savaşın merkezine yerleşti.
Reuters’ın 2026 tarihli haberine göre Rusya, kış döneminde Ukrayna’daki küçük enerji trafo merkezlerine yönelik drone saldırılarını artırdı; Ekim 2025-Nisan 2026 arasında doğrulanan saldırıların yaklaşık yüzde 60’ı daha küçük enerji altyapılarına yöneldi. Bu tablo, drone savaşlarının yalnızca askeri birlikleri değil, sivil hayatı, elektrik sistemlerini ve toplumun dayanıklılık psikolojisini hedef aldığını gösteriyor.
Drone savaşları, devletlerin savunma sanayi algısını da değiştirdi. Artık sadece pahalı uçaklar, büyük füzeler ve zırhlı birlikler değil; ucuz, hızlı üretilebilen, sürü mantığıyla kullanılan ve cephede psikolojik baskı oluşturan sistemler belirleyici hale geliyor. Bu savaş, savunma sanayisini daha esnek, daha teknolojik ve daha dağıtık bir kulvara taşıdı.
Çocuklar savaşın en ağır psikolojik mirasını taşıyacak
Savaşın en derin ve uzun vadeli etkilerinden biri çocuklar üzerinde görülüyor. Ukrayna’da çocuklar kayıp, göç, okul kesintisi, bombardıman sesi, aile parçalanması ve güvenlik duygusunun kaybıyla büyüyor. UNICEF’in 2025 verileri, Ukrayna’da çocuk ölümleri ve yaralanmalarındaki artışa, eğitim ve psikososyal destek ihtiyacının büyüklüğüne dikkat çekiyor. Kurum, savaşın başlangıcından bu yana yüz binlerce çocuğun ruh sağlığı, sosyal-duygusal öğrenme ve yaşam becerileri desteğinden yararlandığını bildiriyor.
Bu çocuklar için savaş, yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olmayacak; kimliklerini, ilişkilerini, güven duygularını ve gelecek tasavvurlarını şekillendiren temel deneyimlerden biri haline gelecek. Travma sonrası stres, kaygı, öfke, uyku bozuklukları ve dikkat sorunları uzun yıllar boyunca eğitim sistemini, aile yapısını ve sosyal hayatı etkileyebilir.
Rusya’daki çocuklar açısından da savaşın psikolojik etkisi hafife alınamaz. Cepheye giden babalar, hayatını kaybeden yakınlar, militarize edilen eğitim dili ve sürekli tekrarlanan düşman anlatısı, çocukların dünyayı algılama biçimini etkileyebilir. Bir ülkede savaş, çocuklara yalnızca kaybı değil, “öteki”ne nasıl bakacaklarını da öğretir. Bu nedenle Rusya ve Ukrayna’daki çocukların geleceği, yalnızca savaşın ne zaman biteceğine değil, savaş sonrası hangi hafıza diliyle büyütüleceklerine de bağlı olacak.
Ukrayna mağduriyet konumuyla geniş destek gördü
Ukrayna’nın işgal edilen taraf olarak görülmesi, dünya kamuoyunda güçlü bir mağduriyet ve dayanışma algısı oluşturdu. Avrupa’da milyonlarca Ukraynalı mülteciye kapı açılması, mali ve askeri destek paketleri, sivil toplum yardımları ve diplomatik dayanışma bu algının somut sonuçları oldu. Eurobarometer’in 2026’da yayımlanan verilerine göre AB kamuoyunda Ukrayna’ya “adil ve kalıcı barış sağlanana kadar” desteğin sürmesine yönelik güçlü bir eğilim bulunuyor.
Ancak dünya halklarının tamamının Ukrayna meselesine aynı pencereden baktığını söylemek zor. Avrupa ve Kuzey Amerika’da Ukrayna’ya destek daha güçlü ve kurumsal bir zemine otururken, bazı ülkelerde savaş daha çok enerji fiyatları, gıda güvenliği, Batı-Rusya rekabeti veya küresel güç mücadelesi üzerinden okunuyor. Buna rağmen Pew Research Center’ın 25 ülkede yaptığı araştırmada Rusya’ya yönelik olumsuz görüşlerin yaygın olduğu, medyan olarak yüzde 79’un Rusya hakkında olumsuz görüş bildirdiği aktarıldı.
Bu tablo, Rusya’nın dünya halkları nezdindeki imajının uzun süreli biçimde zarar gördüğünü gösteriyor. Savaş bitse bile Rusya’ya yönelik güven duygusunun hızla onarılması zor görünüyor.
Yeraltı zenginlikleri, iklim ve barış dili de zarar gördü
Ukrayna savaşı, ülkenin yeraltı kaynaklarını, tarım kapasitesini, enerji altyapısını ve çevresel geleceğini de ağır biçimde etkiledi. Dünya Bankası’nın 2026 tarihli RDNA5 değerlendirmesine göre Ukrayna’nın doğrudan hasarı 195,1 milyar dolara, 10 yıllık yeniden inşa ve toparlanma ihtiyacı ise yaklaşık 588 milyar dolara ulaştı. En ağır etkilenen sektörler arasında konut, ulaşım ve enerji öne çıktı.
UNDP, savaşın orman yangınları, yakıt ve sanayi tesislerine saldırılar, nehir ve yeraltı sularına kimyasal sızıntı riski gibi çevresel sonuçlarına dikkat çekiyor. Bu nedenle savaş yalnızca insanların değil, toprağın, suyun, havanın ve gelecek nesillerin de meselesi haline geliyor.
Yusuf İnan’a göre Rusya’nın işgali, iklim krizi, küresel kardeşlik ve barış söylemlerini de ağır biçimde zedeledi. İnsanlığın pandemi sonrası dayanışma, çevre, ortak gelecek ve barış dili üretmeye çalıştığı bir dönemde Avrupa’nın ortasında başlayan büyük savaş, küresel bilinçte derin bir hayal kırıklığı oluşturdu.
Savaşın en acı sonucu, aynı coğrafyanın, benzer tarihsel hafızaların, iç içe geçmiş ailelerin ve ortak dini-kültürel bağların bile işgali engelleyememiş olmasıdır. Bu nedenle Rusya-Ukrayna savaşı, sadece iki ülkenin değil, bütün dünyanın güven, merhamet, adalet ve barış psikolojisini sınayan büyük bir kırılma olarak tarihe geçiyor.
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)