İlişkilerde hayal kırıklığı: Bir davranış insanın tamamını tanımlamaz
Klinik Psikolog Gülşah Ataşoğlu’nun paylaşımı, ilişkilerde idealize etme ve değersizleştirme yerine gerçekçi, bütünlüklü bakışın önemini gündeme taşıdı
Bilge Türk | İyi Psikolog
İSTANBUL, TÜRKİYE — Yakın ilişkilerde yaşanan tek bir hayal kırıklığı, karşımızdaki kişinin bütünüyle kötü olduğu anlamına gelmediği gibi, sevilmek de o kişinin kusursuz olduğu anlamına gelmiyor.
Klinik Psikolog Gülşah Ataşoğlu, 13 Temmuz tarihli sosyal medya paylaşımında ilişkilerde insanları tek bir davranış üzerinden değerlendirmemeye dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Beni hayal kırıklığına uğratan kişi, tamamen kötü biri değildir. Beni seven kişi de kusursuz olmak zorunda değildir.”
Bakırköy’de bireysel, çift ve aile terapisi alanlarında çalışan Ataşoğlu’nun paylaşımı, ilişkilerde sık görülen idealize etme, değersizleştirme ve siyah-beyaz değerlendirme biçimlerini yeniden gündeme taşıdı.
Hayal kırıklığı kişiyi bütünüyle kötü yapmaz
İnsanlar yakın ilişkilerinde zaman zaman yanlış kararlar verebilir, dikkatsiz davranabilir, sözlerini tutamayabilir veya karşısındaki kişinin beklentilerini karşılayamayabilir. Böyle bir deneyim öfke, üzüntü ve güvensizlik yaratabilir.
Ancak yaşanan olumsuz bir davranış ile kişinin bütün kimliği aynı şey değildir. “Bana bunu yaptı, demek ki tamamen kötü biri” düşüncesi, yaşanan olayın nedenlerini ve ilişkinin diğer yönlerini değerlendirmeyi zorlaştırabilir.
Bu yaklaşım, incitici davranışın önemini küçümsemek anlamına gelmez. Kişi hem “Bu davranış beni incitti ve kabul edemiyorum” diyebilir hem de karşısındaki insanı yalnızca o davranıştan ibaret görmeyebilir.
Kişiler arası ilişkilerde gerçek dışı beklentiler, yakınlıktan kaçınma ve zihin okuma gibi bilişsel çarpıtmaları inceleyen araştırmalar, düşünce biçimlerinin sosyal deneyim ve davranışları etkileyebildiğini gösteriyor.
Sevilen kişiyi kusursuzlaştırmak da ilişkiyi zorlayabilir
İlişkilerin ilk dönemlerinde karşıdaki kişinin olumlu özelliklerinin daha fazla görülmesi yaygın bir durum. Ancak sevilen insanın hiç hata yapmayacağı, her ihtiyacı anlayacağı veya her koşulda doğru davranacağı beklentisi gerçekçi olmayabilir.
Bir kişi idealize edildiğinde, yaptığı ilk ciddi hata büyük bir kırılmaya dönüşebilir. Daha önce “kusursuz” kabul edilen kişi, bu kez bir anda “tamamen güvenilmez” veya “değersiz” olarak görülebilir.
Oysa olgun bir ilişki, karşıdaki kişiyi ne göklere çıkarmayı ne de tek bir hatanın ardından bütünüyle silmeyi gerektirir. İnsanların sevilebilir özellikleriyle zorlayıcı yönlerinin aynı anda bulunabileceğini kabul edebilmek daha bütünlüklü bir değerlendirme sağlar.
Romantik ilişkiler üzerine yapılan çalışmalar, kişilerin partnerleri hakkında aynı anda olumlu ve olumsuz duygular yaşayabildiğini gösteriyor. Bu karmaşık duygular bazen ilişkiyi iyileştirmeye yönelik yapıcı davranışlara, bazen de eleştiri ve uzaklaşma gibi yıkıcı tepkilere eşlik edebiliyor.
Siyah-beyaz düşünme neden ortaya çıkıyor?
Siyah-beyaz düşünmede insanlar ve olaylar ara tonlar olmadan iki ayrı kutupta değerlendirilir: iyi veya kötü, güvenilir veya güvenilmez, başarılı veya başarısız.
Bu düşünme biçimi belirsizliği azaltarak kişiye kısa süreli bir kesinlik hissi sağlayabilir. “Bu kişi kötüdür” demek, “Onu seviyorum ama yaptığı davranış beni yaraladı; şimdi ne yapacağımı bilmiyorum” düşüncesinden daha kolay gelebilir.
Özellikle yoğun öfke, terk edilme korkusu veya güvensizlik anlarında zihnin daha keskin sonuçlara yönelmesi mümkün. Ancak duygunun yoğunluğu azaldığında olayın farklı boyutlarını yeniden değerlendirmek daha dengeli karar verilmesine yardımcı olabilir.
Dengeli değerlendirme, kişinin kendi duygularından şüphe etmesi değildir. Tam tersine, “Kırıldım”, “Öfkeliyim” veya “Güvenim azaldı” diyebilmek; buna rağmen olay ile insanın tamamını birbirinden ayırabilmek anlamına gelir.
Gerçekçi bakış sınır koymayı engellemez
Karşımızdaki kişinin tamamen kötü olmadığını düşünmek, her davranışını kabul etmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez.
Bir insan iyi niyetli olabilir ancak sürekli verdiği sözleri tutmayabilir. Bizi sevdiğini söyleyebilir ancak ihtiyaçlarımıza saygı göstermeyebilir. Geçmişte destek olmuş olabilir ancak bugün zarar veren davranışlar sergileyebilir.
Bu durumlarda ilişkinin değerlendirilmesinde niyet kadar davranışın tekrar edip etmediğine ve yarattığı etkiye de bakılması gerekir. Özür dilemek, sorumluluk almak ve davranışı değiştirmek ilişkide onarımın önemli parçalarıdır.
Şiddet, tehdit, sürekli aşağılama, kontrol etme, ekonomik baskı veya tekrarlayan ağır ihlaller bulunan ilişkilerde “Kimse kusursuz değildir” düşüncesi zararlı davranışları normalleştirmek için kullanılmamalı. İnsanları bütünüyle kötü ilan etmeden de mesafe koymak, sınır belirlemek veya ilişkiyi sonlandırmak mümkündür.
Daha dengeli değerlendirme için dört soru
Yoğun bir hayal kırıklığının ardından karar vermeden önce şu sorular yöneltilebilir:
- Beni inciten somut davranış neydi?
- Bu tek seferlik bir hata mı, yoksa tekrarlayan bir örüntü mü?
- Karşımdaki kişi davranışının sorumluluğunu alıyor mu?
- Bu ilişkide kendimi genel olarak güvende, değerli ve saygı görmüş hissediyor muyum?
Bu soruların amacı karşı tarafı haklı çıkarmak değil; olayın yalnızca anlık öfke veya idealize edilmiş beklentiler üzerinden değerlendirilmesini önlemektir.
Kişi aynı anda hem birini sevebilir hem de ona kızabilir. Bir ilişkide güzel anılar bulunurken ciddi sorunlar da yaşanabilir. Önemli olan çelişkili duyguların varlığını inkâr etmeden, davranışların gerçek etkisini görebilmektir.
Ne zaman profesyonel destek alınabilir?
İlişkilerde sürekli olarak insanları önce kusursuz görüp ardından tamamen değersizleştirmek, ani ayrılık kararları vermek veya her çatışmada yoğun terk edilme korkusu yaşamak günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyebilir.
Benzer ilişki döngülerinin tekrar etmesi, kişinin kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını anlamakta zorlanması veya geçmişte yaşanan hayal kırıklıklarının yeni ilişkilere taşınması durumunda psikolojik destek alınabilir.
Psikoterapinin amacı kişiye hangi ilişkide kalması gerektiğini söylemek değil; duygularını, beklentilerini, sınırlarını ve davranış örüntülerini daha açık biçimde değerlendirebileceği bir alan oluşturmaktır.
Ataşoğlu’nun paylaşımının hatırlattığı temel nokta şu: Birini gerçekçi biçimde sevebilmek, onun kusurlarını görmezden gelmek değil; olumlu ve olumsuz yönlerini birlikte görebilmek, buna rağmen kendi güvenliğimizi ve sınırlarımızı koruyabilmektir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; psikolojik değerlendirme veya psikoterapinin yerine geçmez.
İyiPsikolog.com
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)